Aşırı sıcaklar: Alman çiftçisi üretim modelini değiştiriyor

Sıcak, kuraklık, şiddetli yağış ve geç don Almanya’da çiftçileri zorluyor. Üreticiler dayanıklı çeşitler, yeni ürünler ve farklı ekim yöntemleriyle uyum sağlamaya çalışıyor.

Aşırı sıcaklar: Alman çiftçisi üretim modelini değiştiriyor
Yayınlama: 28.07.2026
1
A+
A-

Haziran ayı sonundaki sıcak hava dalgasıAlmanya’da birçok çiftçi için de kabustu. Almanya’nın pek çok bölgesinde arpa hasada hazır hâle gelmişken kuraklık, diğer ürünleri gelişimlerinin özellikle hassas bir evresinde vurdu.

Özellikle mısır etkilendi. Aşırı sıcaklar, mısırın çiçeklenme dönemine rastladı. Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Tarım Odası’ndan Horst Gömann, sahadaki ilk işaretleri şöyle anlatıyor:

“Yer yer mısırın koçan oluşturmadığını şimdiden gözlemliyoruz. Bu da elbette neredeyse tamamen ürün kaybı demek.”

Mısırdaki enerji koçanlarda birikiyor. Koçan oluşmadığında verim büyük ölçüde düşüyor.

Haziran ayında 40 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklar, Avrupa’daki diğer tarım bölgelerini daha da ağır etkiledi. Avrupa Tahıl Tüccarları Birliği Coceral’in güncel analizine göre sıcak hava dalgası, Avrupa’daki tahıl hasadının değerini iki milyar eurodan fazla azalttı. En büyük kayıplar Fransa ve Macaristan’da yaşandı.

Coceral, sıcak hava dalgası nedeniyle Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’taki tahıl üretimine ilişkin tahminini yaklaşık dokuz milyon ton düşürdü. Bu, yüzde 3’lük bir gerilemeye karşılık geliyor. Londra merkezli düşünce kuruluşu Enerji ve İklim İstihbarat Birimi (ECIU) ise yüzde 5’lik düşüş bekliyor. Avrupa için aşağı yönlü revize edilen tahıl tahmininin yaklaşık yarısını mısır oluşturuyor.

Sıcaklar tahılları erken olgunlaştırıyor

Hava koşulları buğday ve arpada da iz bıraktı. Bazı bölgelerde arpa, normalden birkaç hafta önce hasat edildi. Horst Gömann’a göre arpa hasadının ortalamanın biraz altında kalması bekleniyor. Buğdayda ise yaklaşık yüzde 10’luk kayıp öngörülüyor.

Bu nedenle riski dağıtmak önemli bir uyum stratejisi olarak görülüyor. Birçok tarım işletmesi yalnızca tek bir çeşit ekmek yerine farklı zamanlarda olgunlaşan çeşitli türlere yöneliyor. Gömann bunun nedenini şöyle açıklıyor:

“Böylesine aşırı sıcakların ne zaman geleceği hiçbir zaman bilinmiyor. Birden fazla çeşit eken çiftçiler, riski farklı gelişim evrelerine dağıtmış oluyor.”

Arpanın bu konuda doğal bir avantajı var. Bu ürün, buğdaydan daha erken gelişiyor ve tahıl oluşumunu çoğu zaman yaz başındaki şiddetli kuraklık başlamadan tamamlıyor.

Meyve üretiminde güneş yanığı etkisi

Tarlalarda kuraklık hasadı tehdit ederken meyvecilikte en büyük korkulardan biri geç don. İklim değişikliği ve ılıman geçen kışlar nedeniyle daha sonra meyveye dönüşecek tomurcuklar daha erken oluşuyor. Ancak don olayları ilkbaharın ilerleyen dönemlerine kadar görülebiliyor.

Bu nedenle birçok meyve üreticisi çiçekleri dona karşı yağmurlama sistemiyle koruyor. Bu yöntemde çiçeklerin üzerine su püskürtülerek bir buz tabakası oluşturuluyor. Gömann sistemin işleyişini şöyle açıklıyor:

“İçeride, sıcaklığın don önleyici yağmurlama yapılmayan duruma kıyasla çok daha fazla düşmesini engelleyecek kadar ısı korunuyor. Yazın uzun süren kuraklık dönemlerinde ise meyve işletmeleri aynı sistemleri sulama amacıyla kullanabiliyor.”

Sıcaklığa karşı da teknik çözümler mevcut. Dolu ağları artık yalnızca şiddetli hava olaylarına karşı koruma sağlamıyor. Bu ağlar meyveleri gölgelendiriyor ve güneş yanığını önlüyor.


Daha sıcak ve kurak bir iklime uyum yalnızca sulamayla mümkün değil; tarımın geleceği, suyu daha verimli kullanan ve zorlu hava koşullarına dayanabilen yeni bitki çeşitlerine bağlı.Fotoğraf: Julian Stratenschulte/dpa/picture alliance

Meyve ve bağcılıkta yarı saydam fotovoltaik folyolarla da denemeler yapılıyor. Bu sistemler elektrik üretiyor, bitkileri aşırı güneş ışığından koruyor ve aynı zamanda yeterli miktarda ışığın geçmesine izin veriyor.

Sulama her yerde ekonomik değil

Gömann’a göre sulama önemli bir araç olsa da ekonomik açıdan her zaman anlamlı değil. Sebze, patates ya da meyve yüksek gelir sağladığı için yapılan yatırımı karşılayabiliyor. Ancak tahıl ve mısırda sulama ekonomik değil. Gömann bunun nedenini “Maliyetler çok yüksek” diye açıklıyor. 

Sulamada kullanılan su ağırlıklı olarak yer altı kaynaklarından geliyor. Sıklaşan kuraklık dönemlerine rağmen Almanya su kıtlığı yaşayan bir ülke değil. Tarım uzmanı Gömann bunu şöyle vurguluyor:

“Almanya’da temelde hâlâ yeterince su var. Asıl sorun suyun eşit dağılmaması. Yağışın büyük bölümü kışın düşerken yaz aylarında kurak dönemler giderek uzuyor.”

Daha sıcak iklime uygun yeni çeşitler

Bitki ıslahı bu süreçte merkezi bir rol oynuyor. Kuzey Ren-Vestfalya’da genetik kökenleri Avrupa’nın daha sıcak bölgelerine dayanan çeşitler şimdiden yetiştiriliyor.

Gömann, buğdayda kullanılan çeşitlere şöyle işaret ediyor:

“Örneğin buğdayda Fransa kökenli genetik özelliklerden şimdiden yoğun biçimde yararlanıyoruz. Fransa’daki iklim koşullarının bir bölümü artık Almanya’da da görülüyor.”

Kısa saplı ve “yarı bodur” olarak adlandırılan tahıl çeşitleri uzun yıllardır kullanılıyor. Kısa saplar çok daha ağır başakları taşıyabiliyor, şiddetli yağış, dolu ya da rüzgârda daha zor kırılıyor ve daha az suya ihtiyaç duyuyor.

Daha derin köklere sahip buğday çeşitleri üzerinde de araştırmalar yürütülüyor. Federal hükümete bağlı Julius Kühn Kültür Bitkileri Enstitüsü’nün güncel çalışmalarında, kökleri kuraklığa dinamik biçimde tepki veren buğday geliştirilmesi hedefleniyor. Buna göre kökler, ancak toprağın üst katmanındaki su azaldığında hedefli biçimde daha derine uzanıyor.

Almanya’da buğday verimi ABD’nin üç katı

Almanya’da 2025 hasadı ortalamanın belirgin biçimde üzerindeydi. Bu nedenle bu yıl için beklenen miktarlar, normal bir yıllık hasat düzeyi içinde kalıyor. Almanya’nın tarım açısından hâlâ dünyanın en elverişli bölgelerinden biri olduğunu ABD’deki buğday üretimiyle yapılan karşılaştırma da gösteriyor.

Tarım uzmanı Gömann, ülkenin avantajını şöyle açıklıyor:

“Almanya’nın iklimi tahıl ve meyve yetiştiriciliği açısından son derece elverişli. Kuzey Ren-Vestfalya’nın güneybatısında hektar başına buğday verimi, ABD’dekinin iki ila üç katına ulaşabiliyor.”


Frankfurt’un finans merkezi silueti önünde süren tahıl hasadı, Almanya’da tarımın sanayi ve hizmet sektörü kadar ekonomik yapının temel unsurlarından biri olduğunu gözler önüne seriyor. Verimli topraklar ve elverişli iklim, ülkeyi buğday üretiminde güçlü kılıyor.Fotoğraf: Boris Roessler/dpa/picture alliance

Gömann, Rheinland bölgesindeki verimi şöyle aktarıyor:

“Burada iyi topraklarda hektar başına yaklaşık 10 ton buğday hasat ediyoruz. Normal hava koşullarında bu miktar zaman zaman 11 ila 12 tona da çıkabiliyor.”

Uzman, ABD ile karşılaştırmayı da şu sözlerle yapıyor:

“ABD Tarım Bakanlığı’nın istatistiklerine baktığımda buğdayda hektar başına verimin yaklaşık üç ila üç buçuk ton olduğunu görüyorum.”

İklim değişikliği çok hızlı gerçekleşiyor

Tarım sektörü yeni kültür bitkileriyle de denemeler yapıyor. Soya fasulyesi artık Almanya’nın bazı bölgelerinde yetiştiriliyor, ancak ekim alanı hâlâ çok küçük. Kurak bölgelerden bilinen sorgum darısıyla da denemeler yürütülüyor fakat bu ürün de son derece sınırlı ölçekte yetiştiriliyor. Bağcılığın yavaş yavaş daha kuzeye doğru ilerlemesi de bitki örtüsü kuşaklarının değiştiğini gösteren somut işaretlerden biri.

Gömann’a göre toprağın durumu en az yeni çeşitler kadar önemli. Köklerin toprağın derinliklerine ulaşabilmesi için sıkışmanın önlenmesi belirleyici rol oynuyor.

Gömann, çiftçilerin her zaman değişen koşullara uyum sağlamak zorunda kaldığını belirtiyor. Ancak yeni olan, değişimin hızı. Geçmişte iklim değişiklikleri kuşaklar boyunca yaşanırken bugün etkiler birkaç on yıl içinde hissediliyor. Gömann bunu şöyle özetliyor:

“Bütün bunlar şu anda oldukça hızlı gerçekleşiyor.”

Kuraklığa ve sıcağa dayanıklı bitkiler

Buna karşılık modern tarım, önceki kuşaklara kıyasla çok daha fazla imkâna sahip. Yeni çeşitler birkaç yıl içinde geliştirilebiliyor. Uluslararası tohum ve ıslah şirketleri, kuraklığa ve sıcağa daha dayanıklı bitkiler üzerinde sürekli çalışıyor.

Tarım uzmanı açısından aşırı hava koşullarının görüldüğü yılların sıklaşması tesadüf değil. 2018 ve 2019’daki belirgin kuraklıkların yanı sıra son dönemde yaşanan sıcak hava dalgaları da bu eğilimin parçası. Gömann değerlendirmesini şöyle aktarıyor:

“Bunu ortaya çıkmakta olan iklim değişikliğine bağlamak mümkün. Dolayısıyla tarımın, yüzyıllardır yaptığı gibi uyum sağlamayı sürdürmesi gerekiyor. Ancak bu kez, geçmişe kıyasla çok daha hızlı hareket etmek zorunda.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.