Almanya’da korkutan rapor: Yapay zekâ siber suçları artıyor

Almanya’da açıklanan siber suçlar raporu, yapay zekânın rolünün giderek arttığını ve siber suçlar kaynaklı kayıpların rekor seviyeye çıktığını ortaya koydu.

Almanya’da korkutan rapor: Yapay zekâ siber suçları artıyor
Yayınlama: 13.05.2026
3
A+
A-

Almanya’da Federal Emniyet Teşkilatının (BKA) hazırladığı 2025 yılına dair Siber Suçlar raporu, siber alanda tehdidin karmaşıklaşarak devam ettiğini ortaya koydu.

İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, raporun sunumunda yaptığı konuşmada siber suçların Almanya’da kamu güvenliği önündeki en büyük sınamalardan biri olduğunu belirtti.

BKA Başkanvekili Martina Link de siber suçlar kaynaklı malî kayıpların yaklaşık 202 milyar euro olarak tahmin edildiğini kaydetti. Bu rakamın, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 4,5’ine denk geldiğine vurgu yapan Link, saldırıların hedefinin ağırlıklı olarak şirketler, resmî kurumlar ve enerji santralları ya da hastaneler gibi kritik altyapı olduğunu belirtti.

Günde 900 siber saldırı

BKA raporuna göre 2025 yılında polis kayıtlarına geçen 334 bin siber saldırı oldu. Bunların arasında bilgisayarlara gizlice yerleştirilen zararlı programlar, veri hırsızlığı, banka hesaplarının boşaltılması gibi vakalar da bulunuyor. Veriler, Almanya’da günde ortalama 900 siber saldırı gerçekleştiğine işaret ediyor.

Yetkililer, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisine sahip olan Almanya’nın, siber saldırıların en cazip hedeflerinden biri olduğunu kaydediyor.

Saldırıların büyük çoğunluğu yurt dışı kaynaklı

BKA raporunda siber saldırıların üçte ikilik büyük çoğunluğunun yurt dışı kaynaklı olduğuna ya da kaynağının belirlenemediğine işaret ediliyor.

Yetkililerin en büyük endişesi ise siber suçlarda yapay zekânın payının giderek artması.

İçişleri Bakanı Dobrindt, teknik bilgisi olmayan kişilerin dahi yapay zekâ yardımıyla belirli becerileri edinebildiğine dikkat çekerek “Yapay zekânın dil becerileri, eş zamanlı olarak dünyanın farklı bölgelerinde faaliyet gösterilebilmesine olanak tanıyor. Yapay zekâ sayesinde farklı dillerde hatasız metinler üretilebiliyor” dedi. Bunun sonucunda ortaya çıkan, gerçekten ayırt edilemeyen internet siteleri ya da mailler yoluyla kurbanlar tuzağa düşürülüyor.


İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ve BKA Başkanvekili Martina Link, siber suçlar raporunun tanıtımı sırasında, resmî makamlar tarafından kapatılmış bir internet sitesinin fotoğrafını gösteriyor.Fotoğraf: dts Nachrichtenagentur/IMAGO

Dobrindt: Savunmasız değiliz

Dobrindt, siber suçlarda giderek artan tehlikeye rağmen savunmasız olmadıklarının da altını çizdi. Diğer ülkelerle yapılan başarılı iş birliğine işaret eden İçişleri Bakanı, ABD, Danimarka, Fransa, İngiltere, Kanada ve Hollanda ile uluslararası siber çetelere karşı yürütülen “Endgame 2.0” operasyonunu örnek gösterdi.

Operasyona AB’nin polis ve yargı kurumları da dahil olmuş, çoğu Rusya kökenli 20 şüpheli hakkında uluslararası yakalama kararı çıkarılmıştı.

BKA’nın yetkilerinin artırılması planı

Siber suçlara karşı alınan başarılı polisiye önlemlerin etkisini gösterdiğini, ancak son derece dinamik yapıdaki suç çetelerine karşı yeterli olmadığını belirten Link, ellerindeki imkânların artırılması gerektiği mesajı verdi.

BKA’nın sadece soruşturma yürütebildiğini ancak tehditlere karşı korunmada yetki sahibi olmadığını belirten Link, “Bunu kötü bir benzetmeyle dile getirmek gerekirse; gerçek anlamda harekete geçebilmek için çocuk kuyuya düşene kadar beklememiz gerekiyor” ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanı Dobrindt de bu durumun mümkün olduğunca hızlı bir şekilde değişmesi gerektiğini belirterek hükümetin kısa süre içinde yeni bir yasa tasarısını Federal Meclis’e sunacağını açıkladı. Aktif bir siber savunma için ön koşulların yaratılması gerekliliğine vurgu yapan Dobrindt, “Bizim için konu, saldırganların altyapısını sekteye uğratmak ve tahrip etmek. Bu da saldırganların dijital sistemlerine saldırı anlamına geliyor” dedi.

Dobrindt’in planı, bilgisayarların IP (internet protokolü) adreslerinin kapsamlı olarak kaydedilmesi ve otomatik veri analizlerini de kapsıyor. Dobrindt bu planı, “Devlet dijital alanda seyirci konumunda kalamaz” diye gerekçelendirirken devletin saldırganlarla benzer olanaklara sahip olması gerektiğini savunuyor.

İçişleri Bakanı’nın planı muhalefetten tepkilere neden oluyor. Sol Parti meclis grubunun iç politika sözcüsü Clara Bünger, Nisan ayında kamuoyuna yansıyan tasarıyla ilgili olarak “Hükümet, arka kapıdan kitlesel bir gözetlemeyi yürürlüğe sokuyor” dedi. Sol Partili milletvekili, tasarıyı, “80 milyondan fazla vatandaşın dijital temel haklarına yönelik direkt bir saldırı” diye nitelendirdi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.