Almanya’da bu yaz şimdiye kadar yaklaşık 10 bin kişi aşırı sıcaklar nedeniyle yaşamını yitirdi. Peki bu sayı ne anlama geliyor ve nasıl hesaplanıyor?
Sıcak çarpması vakaları genelde baş ağrısı, baş dönmesi ve bilinç bozukluğu gibi belirtilerle başlar. Vücudun ısı düzenleme sistemi çöker ve vücut sıcaklığı tehlikeli şekilde yükselir. Bunun sonucu çoklu organ yetmezliği ve ölüm olabilir.
Almanya’da bu yıl yüksek sıcaklıklar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı neredeyse 10 bine ulaştı. Robert Koch Enstitüsü’nün (RKI) haftalık raporuna göre, 19 Temmuz itibarıyla sıcaklık kaynaklı tahmini ölüm sayısı 9 bin 800 oldu.
Ülkede Haziran sonunda sıcaklıklar 40 dereceye ulaşırken bazı kentlerde 41 derece ile Almanya için rekor değerler kaydedilmişti. Bu düzeyde bir sıcaklık dalgası Almanya’da daha önce görülmedi.
RKI, 2022-2025 arasında ise, her yıl sıcaklığa bağlı 2 bin 600 ila 4 bin 900 ölüm yaşandığını tahmin ediyor.
Sıcak neden öldürüyor?
Uzmanlar, sıcaklığın doğrudan ölüme çok nadir yol açtığını, çoğu vakada yüksek sıcaklıkların mevcut hastalıklarla, özellikle de kalp-damar, akciğer ve böbrek rahatsızlıklarıyla birleşerek ölüm riskini artırdığını belirtiyor. Bu nedenle sıcaklık, ölüm belgelerinde doğrudan neden olarak yer almıyor ve resmi istatistiklerde görünmüyor.
Robert Koch Enstitüsü’nün (RKI) 2026 yılı için Temmuz ortasına kadar Almanya’da şimdiye kadar 9 bin 800 aşırı sıcak kaynaklı ölüm meydana geldiğini açıklaması aslında bir tahminden itibaret.
Ancak bu, açıklanan sayının tümüyle desteksiz olduğu anlamına gelmiyor. Münih Helmholtz Merkezi Epidemiyoloji Enstitüsü Başkan Yardımcısı, meteorolog ve epidemiyolog Alexandra Schneider, hesaplamanın niteliğini şöyle açıklıyor: “Bu istatistiksel bir bağlantı.”
İstatistikler ne söylüyor?
Bu bağlantı, Almanya’da Federal İstatistik Dairesi’nin topladığı ölüm verileri ile Alman Meteoroloji Dairesi’nin (DWD) belirli bir dönemde ölçtüğü sıcaklık gelişiminin birlikte değerlendirilmesinden ortaya çıkıyor. Yalnızca Haziran ayının son haftasında yaklaşık 23 bin 600 kişi öldü. O hafta, haftalık ortalama sıcaklık, yani gündüz ve gece sıcaklıklarının haftalık ortalaması 26 dereceydi. RKI, haftalık ortalama sıcaklığın 20 dereceyi aşması halinde sıcak kaynaklı ölümleri hesaba katıyor.
Haziran ayının son haftasında Almanya’da termometreler 40 dereceyi aşan rekor sıcaklıklar gösterirken, toplam ölüm sayısı, önceki yılların aynı dönemlerindeki yaklaşık 18 bin 200 olan ortalama değerin yaklaşık yüzde 30 üzerindeydi. Araştırmacılar, sıcak kaynaklı ölüm sayısını tahmin etmek için sıcaklığın en fazla 20 derece olduğu koşullarda kaç ölüm yaşanacağını modelledi.
Schneider, belirli bozucu etkenlerin de hesaptan çıkarıldığını belirtiyor. RKI bu yöntemle tahmini sıcak kaynaklı ölüm sonucuna ulaşıyor.
Alexandra Schneider, tahmini makul buluyor ve bu büyüklükte bir sayı beklediğini söylüyor. Epidemiyolog, geçmişte RKI’nin yöntemini eleştirmişti. Schneider’e göre sıcaklığın hafta içinde çok güçlü dalgalanması halinde haftalık ortalama, sert iniş çıkışları yumuşatabiliyor ve ölüm vakalarını olduğundan düşük gösterebiliyor: “Ancak bu kez durum farklıydı. Zira hava sürekli sıcaktı.”
Soğuktan ölümler sıcaktan fazla
Soğuk kaynaklı ölümler için de sıcak kaynaklı ölümlerle aynı şey geçerli: Bunlar bir tahmin ve makul bir istatistiksel bağlantıya dayanıyor. Yılın soğuk döneminde solunum yolu hastalıkları artıyor. Epidemiyolog Schneider’e göre soğuk, sıcak gibi kalp-damar sistemi hastalıklarını da kolaylaştırıyor.

Schneider, Avrupa’daki genel tabloyu şöyle özetliyor:
“Avrupa’da soğukla ilişkilendirilen ölüm oranları hâlâ sıcakla ilişkilendirilenlerden çok daha yüksek. Ama yavaş bir kayma olduğunu görüyoruz.”
Peki iklim değişikliği kışları daha ılıman hâle getirip daha az insanın ölmesini sağlamaz mı? Araştırmacılar da bu soruyu sordu ve farklı senaryolar modelledi.
Schneider, hangi senaryo ele alınırsa alınsın sonucun aynı noktaya çıktığını söylüyor: “Net etki, yani toplam ölüm sayısı artıyor.”
Çünkü sıcaklığa bağlanabilecek ölümler o kadar güçlü artıyor ki, soğukla ilişkilendirilen ölümlerdeki azalma bu artışı telafi edemiyor.
Sıcak hava kalp krizi ve felç riskini artırıyor
Schneider’e göre, yüksek sıcaklıkların neden olduğu ölüm sebepleri içinde yalnızca sıcak çarpmasına odaklanmak, sıcaklığın etkilerini ciddi biçimde hafife almak anlamına gelir. Uzman, istatistiksel yöntemlerin neden kullanıldığını şöyle açıklıyor:
“Bu nedenle başka kronik hastalıklar ile sıcak arasındaki bağlantıları görmek ve incelemek için bu istatistiksel yöntemler kullanılıyor.”
Schneider, sıcak ile belirli hastalıklar arasındaki bağlantıyı gösteren çalışmalara kendisi de katıldı. Bu bulgulardan birini şöyle aktarıyor:
“Sıcağın artık kalp krizleriyle güçlü biçimde ilişkili olduğunu gösterebildik. Gece sıcaklığı ayrıca inme riskini artırıyor.”
Aşırı sıcaklar sağlık personelini zorluyor
Jonas Sonnenstuhl, Brandenburg eyaletindeki Teltow’da acil sağlık teknisyeni olarak çalışıyor. Sonnenstuhl, sahadaki gözlemini şöyle anlatıyor:
“Hepimizin bildiği şey şu: İnme ve kalp krizi gibi hastalıklar tam da bu koşullarda daha sık görülüyor ya da daha hızlı ölümcül hâle geliyor.”

Alexandra Schneider ise sıcak kaynaklı ölümleri buzdağının yalnızca görünen kısmı olarak nitelendiriyor. Yüksek sıcaklıklar ölüme yol açmasa bile sağlık açısından bir yük oluşturuyor. Bu özellikle önceden hastalığı olan kişiler için geçerli.
Sonnenstuhl, doğuştan kalp rahatsızlığı bulunan ve sıcak hava dalgası sırasında acil hattı arayan 17 yaşındaki bir hastadan söz ediyor. Hastanın o günkü durumunu şöyle tarif ediyor:
“O gün, vücudunun sınırda olduğunu gösteren belirgin semptomlar vardı. Nefes darlığı, baş dönmesi ve bilinç bozuklukları.”
Aşırı sıcak, kurtarma ekiplerini ve klinik personelini başka şekillerde de kapasite sınırına getirdi. Sağlık teknisyeni Sonnenstuhl’un 24 saatlik nöbet tuttuğu 28 Haziran’da ambulansın içindeki sıcaklık 30 derecenin altına düşmedi. Buna ağır iş kıyafetleri, çelik burunlu botlar ve yorucu fiziksel çalışma da eklendi.
Sonnenstuhl’a göre birçok hastanenin acil servisi klimalı değil; kurtarma istasyonları ise hiç değil. Sahadaki yükü şöyle özetliyor: “Hem biz hem de klinikteki personel sınırdaydık.”
Oysa hayat kurtarması gereken insanlar için serin ve zinde kalabilmek her şeyden önemli.