“2023 farklıydı, şimdi tüm süreçleri taşıyabilecek birikimde bir yapı oluşmalı, siyasette küslük olmaz”
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, dördüncüsü düzenlenen Tarsus Festivali sırasında, festival programına ara vererek Türkiye ve CHP gündemine dair sorularımızı yanıtladı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in mücadelesinin çok değerli olduğunu kaydeden Seçer, partinin birçok sorunla boğuşması gerektiğini söyledi ve “Dikkatimizi bir yere odaklayıp diğer taraflarda zayıf kalırsak seçmen kitlelerinde bir zafiyet olabilir” dedi.
Yaklaşan kurultay sürecine de dikkat çeken Seçer, yeni parti yönetimi oluştururken parti çıkarlarının gözetilmesi ve delege hesabı yapılmaması gerektiğini söyledi. Geçmiş dönemde yönetimde olanların yönetime girmesine dair soruya Seçer, ‘Siyasette küslük olmaz’ yanıtını verdi ve önemli olanın parti çıkarları olduğunu söyledi.
Kürt sorununun çözümü için başlatılan sürecin başarıya ulaşmasını umduğunu kaydeden Seçer, CHP’ye yönelik operasyonları hatırlattı ve ‘Bir çelişki var’ dedi. Seçer, DEM Parti seçmeninin AK Parti’nin adayını desteklemeyeceğini düşündüğünü de sözlerine ekledi.
“İktidarın operasyonlara devam edebileceğini düşünüyorum”
– CHP’li belediyelere yönelik operasyonların geldiği noktayı ve CHP’nin bu operasyonlara verdiği tepkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Operasyonların temel sebebi Cumhuriyet Halk Partili başarılı belediye başkanlarını ve CHP belediyeciliğini itibarsızlaştırmak, başarısız göstermek, zayıflatmak, şevkini kırmak. Temel amaç bu. Çünkü iktidar Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye hizmetleri üzerinden halka ulaşabildiğini ve iyi bir iletişim kurduğunu biliyor. Bu başarılı çalışmalar devam ederse bugüne kadar CHP’ye oy vermemiş kitlelerin genel seçimde de CHP’ye yönelebileceğini görüyor. Bu nedenle bu operasyonlara devam edebileceklerini düşünüyorum.
“Toplumun sesini dinlerlerse operasyonlardan vazgeçerler”
Peki, toplum bu konuda ne düşünüyor? Herhalde bunu da ölçüp biçiyorlardır. Çünkü bu konuda başarılıdır AKP. Kamuoyu yoklamaları yaptırırlar. Toplumun sesini dinlerlerse bu işten vazgeçerler. Ama inadına, körlemesine gider, bildiklerinden şaşmazlarsa operasyonları daha da sertleştirerek devam ederler.
Faul yaparak değil hizmetlerle, hukuk çerçevesinde mücadele
Bizde mücadelenin yolu faul yaparak mücadele etmek değil; hukuk çerçevesinde, siyasi etik çerçevesinde, hizmetlerle mücadele etmektir. Ama kendileri bilirler. Nihayetinde mücadele etmeye devam edeceğiz. Bir taraftan bu hukuksuzluklarla mücadele ederken, bir taraftan da belediyeler olarak hizmetlerimizi yapmaya devam edeceğiz.
Operasyonlar bizim şevkimizi kırıyor, moralimizi bozuyor, ürküyoruz diye düşünmeyin. İnanın bana; çok daha erken kalkıyorsunuz, çok daha zinde kalkıyorsunuz. ‘Daha fazla ne yapabilirim?’ gayreti içerisinde oluyorsunuz.
‘Sıra Vahap Seçer’de’ yorumu
-Belediyeler Birliği Başkanlığı göreviniz devam ediyor. Bu görevde önce Ekrem İmamoğlu vardı, sonra Zeydan Karalar başkan oldu. İkisi de tutuklanınca ‘Sırada Vahap Seçer var’ yorumu yapıldı. Ne düşünüyorsunuz bu yorum hakkında?
Böyle bir sıralama yapmayı doğru bulmuyorum. Tabii toplum aslında art niyetinden böyle düşünmüyor. Endişesinden böyle düşünüyor. Ama görevimizin başındayız. Haziran ayına kadar bu görevimi devam ettireceğim. Çünkü seçilmiş başkan cezaevinde.
Türkiye Belediyeler Birliği’ndeki amacımız da tüm belediyelerimize gerçekten adaletli bir destek politikası sunabilmek. Sadece belediyelerimize araç, edevat, makine, ekipman desteği yapmak değil. Her konuda onları bilgilendirmek, belediyelerde liyakatlı bürokrat kadrosunun gelişmesine katkı sunmak, onlara eğitim vermek, projelerde destek sunmak… Bunları bu AKP’li, bu CHP’li, bu MHP’li ayrımı yapmadan gerçekleştiriyoruz. Bundan belediye başkanlarımızın emin olmasını isterim.
‘Genel Başkan çok değerli gördüğüm bir mücadele sürdürüyor’
-CHP Genel Başkanı düzenlediği mitinglerde CHP’ye yönelik operasyonlara yüksek sesle yanıt veriyor. Mersin’den baktığınızda partinizin siyaset yapma biçimini nasıl görüyorsunuz?
Tabii ki size birileri saldırıyorsa elinizi kolunuzu sallayarak, hiç oralı olmadan arkanızı dönüp gidemezsiniz. Mutlaka karşılık vereceksiniz. Sayın Genel Başkan mart ayından bu yana, hatta 2024 Ekim’den bu yana çok değerli gördüğüm bir mücadele sürdürüyor. Bu aslında sadece CHP’li belediye başkanlarını koruma refleksiyle yapılan bir mücadele değil. Sayın Özel’in yaptığı, Türkiye’nin hukuk devleti anlayışına yapılan tahribata, saldırıya yönelik bir mücadele. CHP ve Genel Başkanımız bu konuda çok büyük bir misyon yüklendi ve bunu başarıyla sürdürüyor. Bir kere bunu bir yere koymak lazım.
‘Birçok sorunla boğuşmamız gerekiyor, dikkatimizi bir yere odaklamamalıyız’
Tabii Türkiye’nin öncelediği sorunların arasında ekonomik sorunlar da var. Bu son derece önemli. Bunun yanında demokrasiyi, hukuk devletini, ifade özgürlüğünü önemseyen kitlelerin dikkatle izlediği bir süreç yürütülüyor. Orta Doğu’daki gelişmeler var. Yani hem Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya hem de Türkiye’nin siyasal durumu ve sosyolojisi birçok sorunla boğuşmamızı gerektiriyor. Cumhuriyet Halk Partisi şu anda Türkiye’nin birinci partisi ve iktidara namzet bir parti ise her konuda söyleyecek bir şey olmalı. Dikkatimizi bir yere odaklayıp diğer taraflarda zayıf kalırsak seçmen kitlelerinde bir zafiyet olabilir. Oraya dalarsak tuzağa da düşürülmüş olabiliriz. Bunu görmemiz lazım. Bunu Sayın Genel Başkanımız da görüyor. Yaptığımız sohbetlerde biz de uygun dille bunu kendisiyle paylaşıyoruz.
‘Şu aşamada liderlik tartışması gereksiz olur, partiye zarar verir’
Partinizin kurultayı yaklaşıyor, lider değişimi kaynaklı sorunlar aşıldı mı, parti içinde tartışmalar yaşanıyor mu?
İç sorunların görece olarak çok yoğun olduğu dönemler olur. Daha düşük olduğu dönemler olur. AK Parti’de yok mu? AK Parti birbirine girmiş şu anda. Cumhur İttifakı’nda yok mu? AK Parti ile MHP şu anda yumruk yumruğa girmiş. Bunu görmemek için gaflet içerisinde olmak lazım. Biz bunları minimize ederek bu süreci hep beraber sürdürmeliyiz.
Parti yönetimi yakın bir süre içerisinde değişecek. Bu ay sonunda 39. kurultayımızı yapacağız. Şu anda görülen Sayın Özgür Özel aday olacak. Bir ikinci aday çıkar mı bilemiyorum. Ben şu aşamada böyle bir ihtimal görmüyorum. Ve bir liderlik tartışmasını yapmanın şu aşamada gereksiz olduğunu da görüyorum. Partimize çok büyük zarar verir. Ülkeye çok büyük zarar verir.
‘Kurultayı şekil şartını yerine getirmek için yapmamalıyız’
Ama bu da şu demek değildir: “Şekil şartını yerine getirmek için 39. kurultayımızı yapalım. Herkes işine gücüne baksın.” Hayır. Eksiklerimizi görerek çok güçlü bir yapı oluşturmalıyız.
2023 farklıydı, şimdi tüm süreçleri taşıyabilecek birikimde bir yapı oluşmalı
2023 kurultayı o günkü konjonktürde, o günkü şartlarda bir kurultaydı. Doğal olarak da o günkü şartlara göre bir parti meclisi oluştu. O günkü şartlara göre MYK oluştu. Ama şimdi durum farklı. O günden bugüne çok şey değişti. Şu anda farklı bir konjonktürdeyiz ve çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Hem iktidarın tarafımıza yapılan saldırıları olacak hem bir genel seçim yaşayacağız. Hatta ekstrem durumlar da olacak. Bir anayasa değişikliği söz konusu olabilecek. Belki genel seçimle yerel seçim bir arada yapılabilecek. Yani o kadar çok ihtimal var ki… Bütün bu süreçleri taşıyacak birikimde bir yapının olması lazım.
Alanda olmuş, yönetim kademelerinde olmuş insanların yönetimde olması lazım ki doğru kararlar versinler. Doğru enformasyon olsun parti içinde. Genel başkan doğru yönlendirilsin, doğru karar verdirilebilsin. Bu anlamda önemsiyorum, kurultayı. Herkesin birlik içerisinde olmasını bekliyorum ama çok kuvvetli bir yönetim yapısının da olmasını istiyorum.
-Eski kadroların yönetimde olmasına nasıl bakarsınız?
Zorlu bir sürece giriyoruz. Sayın Genel Başkan en az benim kadar partiyi tanıyor. Yıllardır deneyimi var. Milletvekilliği, grup başkanvekilliği, grup başkanı. Şimdi de Sayın Genel Başkan bir deneyim yaşıyor. Bir denge oluşturacaktır.
Nihayetinde siz mükemmeli ararsınız ama mükemmeli yapamazsınız. Bu mümkün değildir siyasette. Bazı dengeler vardır. Eskisi yenisi hiç fark etmiyor. Nihayetinde ortaya sinerji çıkarabilecek bir yapı kurmak lazım.
‘Siyasette küslük olmaz’
-Kurultay davası sürecinde CHP kamuoyunu rahatsız eden bazı gelişmeleri tanıklık ettik. Bu anlamıyla bir barışma mümkün olabilir mi? Geçmiş yönetimi de kapsayacak bir kucaklayıcılık olmalı mı?
Siyasette küslük olmaz. Aynı yolu yürüyorsanız mücadeleniz olur. Kazanan olur, kaybeden olur. Parti içi yarışlar olur. Ama bunu bir kine, nefrete, kutuplara, kliklere bölerseniz kuruma büyük bir zarar vermiş olursunuz.
Benim tercihim şundan yana olur; eskisi, yenisi ile kapsayıcı, kucaklayıcı bir yapı. Partim adına yararlanacağım kadrolar oluşturmak, kendi adıma değil. İşte zaten liderlik budur. Onu sevk ve idare edebilmek. Hoşunuza gitmeyebilir. Bir diğerinin hoşuna gitmeyebilir. Sırf barış olsun diye, şeklen karşı taraftan birini almak değil. Orada önemli olan parti çıkarı ve kamuoyu çıkarı. Bitmiştir. Hangi cepheden olursa olsun.
‘Delege hesabıyla başarı inşa edilmez’
Siyasette sadece mücadele edersiniz ama birbirinize kin gütmezsiniz. Ayrı kutuplar, klikler oluşturmazsınız. ‘Onlardan da bir kişi alalım, bunlardan da bir kişi alalım, dengeyi böyle oluşturalım’, “Yarışı kazanmak için oradan 10 delege gelecek, buradan 20 delege gelecek…” Böyle bir yapıyla siz başarılı olamazsınız.
Ama şu anda gördüğüm tablo Sayın Genel Başkan bir başına kurultaya gidiyor. Bu kendisinin elinde. Böyle bir başarıyı kendisi inşa edecek. Lider inşa edecek.
Yerel seçimde CHP birinci parti oldu. Çok olağanüstü süreçler yaşanıyor. Sınavsa bunun adı sınavdır. Ama lider olmak çok farklı bir durum. Yani lider olmak için bir yıl, iki yıl yeterli olmayabilir. Tamamlayıcı başarılara ihtiyaç var. Nedir? İktidar olmak? Türkiye’yi açmazdan çıkarmak. Türkiye’nin her sorunu alanına çözüm üretebilmek. Asıl başarılı süreç o. Doğal olarak da ‘iki yıllık bir süreçte lider oldu, olmadı’ demek klişe bir söylem olur. Birileri Sayın Özel’i övmek için ‘lider oldu’ diyebilir. Ya da birileri içten içe’ Ne lideri canım’ diyebilir. Böyle bakmak doğru değil. Siyasette senin ne dediğin benim ne dediğim önemli değil. Halkın ne dediği önemli, sandıktan ne çıktığı önemli.
‘Tabii ki barış istiyoruz, ama nasıl bir barış’
-Kürt sorununun çözümü için yaklaşık bir yıl önce girilen bir yol var. Bu sürece bakışınız nasıl?
Tabii ki barış istiyoruz. Ama hangi koşullarda, hangi şartlarda nasıl bir barış? Bu barış dediğinizin içini nasıl dolduruyorsunuz? Ne istiyorsunuz? Kime ne yarıyor? Kime ne yaramıyor? Bunlara da bakmak lazım.
Şu anda çok net bir durum yok. Süreç yürütülüyor ama bu süreci iktidar partisinin dışında aktörler yürütüyor. Bir tanesi DEM parti, bir tanesi Milliyetçi Hareket Partisi. AK Parti bir var, bir yok.
Bunu neye bağlıyorsunuz?
Bir istihbari bilgim yok ama bu konuda fikir ortaya atabilirim. Bana kalırsa AK Parti’nin de çok etkin olduğu bir program yürütülmüyor. Birdenbire bu sürecin ortaya çıkma nedeni ne? Bir başına Türkiye’deki iç siyasal gelişmeler mi, iç dinamikler mi bu süreci başlattı? Yoksa Orta Doğu’daki gelişmeler mi başlattı? Orta Doğu’da bazı gelişmeler oluyorsa bu, Hamas’ın saldırılarıyla başladı. En uzun sınırımız olan komşu ülkede çok önemli gelişmeler oldu. Ve bizi de etkileyen gelişmeler oldu. Bundan sonraki süreçte Türkiye çok daha derinden etkilenebilir. Bunu herkes görüyor.
“Sorunun demokrasi ile çözüleceğine inanıyorsak bu uygulamaların olmaması gerekir”
Ben partimin bu konuda çok derin bilgiye sahip olduğunu zannetmiyorum. Yaptığımız konuşmalarda da kimsenin ‘bu iş böyle başladı, böyle devam edecek, böyle gelişmeler olacak’ dediğini duymadım. Ama Cumhuriyet Halk Partisi burada bir ilkesel tavır ortaya koyuyor diyor ki ‘Ben elbette ki 50 yıldır süren bu çatışma ortamının sona ermesini bekliyorum. Türkiye’nin demokratikleşmesini bekliyorum. Ama bir taraftan bunu beklerken siz benim belediye başkanlarımı, siyasetçilerimi apar topar hukuk dışı uygulamalarla alıyorsunuz. Hücrelere koyuyorsunuz, cezaevlerine koyuyorsunuz.”
Burada bir çelişki var. Eğer biz bu sorunun demokrasiyle çözüleceğine inanıyorsak bugün bu uygulamaların olmaması gerekiyor. Umut ediyoruz bu süreç başarılı olur.
Temel ilkelerimize halel getirecek değişikliklere CHP elbette refleksle hareket eder
Tabii ki toplumun hassasiyetleri de var. Benim partimin de hassasiyetleri var. Nihayetinde Cumhuriyet Halk Partisi hem kurtuluşun hem kuruluşun partisi. Belli ilkeler üzerine bu parti kuruluyor, sonra Cumhuriyet’i kuruyor. Şimdi buna halel getirecek bazı anayasa değişiklikleri gündeme gelecek olursa Cumhuriyet Halk Partisi burada tabii ki bir refleksle hareket edecektir.
Ama mevcut ilkelerimiz çerçevesinde Türkiye’de demokratikleşme, hukuk devleti olma, ifade özgürlüğü, ‘eşit yurttaşlık’ (Bunu tırnak içinde söylüyorum); bunları tahkim edecek anayasa değişikliği, yasalar, parlamentodan çıkacak kararlar… Cumhuriyet Halk Partisi elbette bunun yanında olacaktır diye düşünüyorum.
‘AK Parti’ye oy verirken ‘terörist’ değildi, CHP’yi destekleyince terörist oldu’
Sürecin Kürt seçmen ile CHP yakınlaşmasını engellemek, Kürt seçmeni AKP’ye yakınlaştırmak gibi amaçları olduğu konuşuluyor. Ne düşünürsünüz?
DEM Parti seçmeni son iki seçimdir yoğun olarak bize yerel seçimlerde destek veriyor. Ama aynı DEM Parti seçmeni 2000’li yıllarda, yani AK Parti’nin iktidara geldiği ilk yıllarda yoğun biçimde AK Parti’ye destek veriyordu. Çünkü Diyarbakır’a gidip ‘Kürt sorunu’ deyip bu tarafa gelip ‘Güneydoğu sorunu’ demiyordu. Orada ne diyorsa burada da onu diyordu AK Parti. Demokratikleşme diyordu. Çok önemli yatırımlar yapılmaya başlandı. Ve oy alabiliyordu. O zaman Kürt seçmen gayet demokratik seçmendi. PKK’lı değildi, terörist değildi. Sonra aynı seçmen AK Parti zulmünü, antidemokratik uygulamaları görmeye başladı. Dedi ki ‘Ben yerel seçimlerde CHP’ye oy vereceğim’. Ve CHP tarihi bir başarı gösterdi. O zaman aynı seçmen PKK’lı oldu, terörist oldu. Biz de teröristlerin, PKK’lıların destekledikleri belediye başkanları olduk. Türkiye bu samimiyetsiz siyasetten çıkmalı.
DEM seçmeninin AK Parti’nin adayını desteklemeyeceğini düşünüyorum
-Geldiğimiz noktada ne olur?
Ben DEM seçmeninin bir daha AK Parti tarafından aldatılabileceğini düşünmüyorum. Yani o kadar da ferasetsiz değildir DEM seçmeni. Ki siyasal olarak da çok daha yetkin seçmen kitleleridir. 2019’da bize oy vermesinin tek nedeni vardı: ‘DEM seçmeni olarak bu antidemokratik uygulamalara karşı bu seçimde CHP adaylarını destekleyeceğiz’ dediler. Yani orada bir itiraz vardı. 2024 seçimlerinde CHP’li belediyelerin artık ayrım yapmadan hizmet edebildiği, kentlerde daha mutlu yaşayabildiği, kendini güvende hissettiği, öteki hissetmediği bir döneme evrildi. Bu nedenle oy verdi.
Ben DEM Partili seçmenin önümüzdeki seçimlerde de partisine büyük oranda sadık kalacağını ama Cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti’nin adayını desteklemeyeceğini düşünüyorum.
Her kimi aday yapacaksak şimdi konuşmamak iyidir
-CHP için de konuşulan aday isimleri var. Bu tartışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
‘Erken Cumhurbaşkanlığı adayı tartışması bize zarar verir’ demiştim. Sizlere de yaptığımız sohbetlerde söylemiştim. Bilmiyorum o geçen süreç beni haklı mı çıkardı, haksız mı çıkardı? Ben aynı noktadayım. Her kimi aday yapacaksak şimdi konuşmamak iyidir. ‘Erken seçim ihtimali var mı?’ diye sorarsanız ben de ‘var’ desem o zaman konuşalım. Ama ben erken seçim ihtimali de görmüyorum.