Oscar Ödülleri: Bu yılın “büyük” kazananı kim olacak?

Her yıl sinemaseverlerin soluksuz takip ettiği Akademi Ödülleri’nde bu yıl öne çıkan kategorilerde başa baş bir mücadele yaşanıyor. Peki, tahminlere göre “gecenin kazananı” kim olacak?

Oscar Ödülleri: Bu yılın “büyük” kazananı kim olacak?
Yayınlama: 13.03.2026
4
A+
A-

Her yıl sinemaseverlerin soluksuz takip ettiği Akademi Ödülleri’nde bu yıl öne çıkan kategorilerde başa baş bir mücadele yaşanıyor.

Her yıl Oscar ödüllerinden önce sinema tutkunları, adeta spor taraftarlarına dönüşür, kimin kazanmak için ne kadar şansı olduğuna dair hararetli tartışmalara dahil olur. Adeta “sinemanın Olimpiyatları” sayılan ve 98’incisi düzenlenecek olan Akademi Ödülleri, bu yıl epik bir Oscar düellosuna sahne olacak gibi görünüyor.

İki parlak, orijinal ve son derece başarılı film; Ryan Coogler’ın “Sinners”ı ile Paul Thomas Anderson’ın “One Battle After Another”ı “En İyi Film” ödülü için yarışacak.

“En İyi Erkek Oyuncu” yarışı için de Hollywood’da heyecan verici performanslarıyla öne çıkan iki genç aktör; “Sinners”taki rolüyle Michael B. Jordan ve “Marty Supreme”deki rolüyle Timothee Chalamet başa baş bir mücadele verecek.

Diğer kategorilerde de sürpriz ve hayal kırıklığı için bolca potansiyel görünüyor. Özellikle “En İyi Yardımcı Oyuncu” kategorilerinde sonuçların belirsizliği bu yılın Oscar törenini kazananların önceden belirlenmiş gibi görünmediği nadir ödül törenlerinden biri haline getiriyor.

“Sinners” ve One Battle After Another”ın soluk soluğa yarışı

“Sinners” 16 kategorideki adaylığıyla, Oscar’larda en yüksek adaylık sayısına ulaşan film oldu. Bu rekoru daha önce 1950 yapımı “All About Eve”, 1997 yapımı “Titanic” ve 2016 yapımı “La La Land” paylaşıyordu.

Filmin yönetmen koltuğunda 2013 yapımı bağımsız çıkış filmi “Fruitvale Station”dan 2018 tarihli “Black Panther”e kariyerinde neredeyse hatasız ilerlemiş olan Ryan Coogler var. Diğer yandan Coogler, “Sinners”la nerdeyse imkansızı başararak tamamen özgün bir fikir üzerine kurulu, ama aynı zamanda son derece kişisel olan bir blockbuster ortaya koyuyor.

1932 yılında geçen bu aksiyon-korku filminde başroldeki Jordan iki kardeşler Stack ve Smoke’a hayat veriyor. İki gangster, ırka dayalı ayrımcılığın hakim olduğu Jim Crow ABD’sinin güneyinde memleketlerine geri dönerek İrlandalı göçmen vampirler formunda doğaüstü bir kötülükle mücadele ediyor.

Film, Amerika’nın ırkçılık ve kültür yağmacılığı tarihine dair ustalıklı bir anlatı sunmanın yanı sıra son derece akıcı bir Hollywood eğlencesi olarak da işliyor.


“Sinners” tam 16 dalda Oscar’a adayFotoğraf: Landmark Media/IMAGO

Dünya çapında 370 milyon dolardan fazla hasılat elde eden “Sinners” Oscar yarışında en fazla gişe yapan film oldu.

Film, bazı diğer Oscar rekorlarını da kırma potansiyeline sahip. Coogler “En İyi Yönetmen” dalında ödüle uzanan ilk siyah yönetmen olabilir. Eşi ve yapımcı ortağı Zinzi Coogler da “En İyi Film” ödülünü kazanan ilk siyah kadın yapımcı olabilir.

“Sinners” aynı zamanda halihazırda 11 ödülle “Ben-Hur”, “Titanic” ve “Yüzüklerin Efendisi” filmlerinin paylaştığı tüm zamanların en fazla Oscar kazanan filmi rekorunu kırabilir.

Ancak bahis oranları, filmin “En İyi Özgün Senaryo”” ve “En İyi Casting” kategorileri gibi yalnızca birkaç kategoride favori göründüğüne işaret ediyor. “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Film” dallarındaki yarışta önde görünen yapım ise “One Battle After Another.”

“One Battle After Another”: Ödül sezonunun sürpriz favorisi

Paul Thomas Anderson’ın özgür ruhlu komedi-aksiyon türündeki yapımının başrolünde ünlü aktör Leonardo DiCaprio, bir zamanlar devrimci örgüt üyesiyken daha sonra koltuğundan kalkamayan esrar bağımlısına dönüşen bir karakteri canlandırıyor. Bu “emekli devrimci” karakteri, kızı Willa kaçırıldığında uzun süre önce terk ettiği savaş alanına geri dönmek zorunda kalıyor.

Thomas Pynchon’un 1990 tarihli romanı “Vineland”den serbest uyarlama olan film, aslında günümüzün kutuplaşmış siyasi atmosferine ışık tutuyor. Bir mülteci gözaltı merkezindeki sığınmacıların salıverilmesi eylemiyle açılan film, “Amerika’yı yeniden büyük yapma” hedefiyle hareket eden şiddet yanlısı Hristiyan milliyetçilerin sızdığı federal hükümetin kuşattığı bir “sığınak şehirde” geçen sahneler arasında gidip geliyor.

Bu hikayede her şey çok ciddi ancak aynı zamanda da tamamen absürt bir tona sahip. Milliyetçiler kendilerine “Noel Maceracıları” adını veriyor ve birbirlerini “Yaşasın Aziz Nick!” sloganıyla selamlıyor. Karikatirüze “kötü adam” rolündeki Sean Penn, haki renkteki pantolonu ve daracık siyah tişörtüyle ortalıkta dolaşırken sanki gerçekten sopa yutmuş gibi dimdik ve tuhaf bir halde yürüyor.


“One Battle After Another”ın yönetmeni Paul Thomas Anderson, bu film ile Amerikan Yönetmenler Birliği (DGA) ödülüne layık görüldüFotoğraf: Kevin Winter/Getty Images for DGA

Geçen yıl sonbaharda izleyiciyle buluşan “One Battle After Another”, “En İyi Film” kategorisindeki en güçlü aday olarak görülüyor. Kariyerinde 14 kez Oscar’a aday gösterilen ancak henüz bir ödül kazanamayan Anderson’ın da bu yıl “şeytanın bacağını kırabileceği” düşünülüyor. Filmin ve Anderson’ın gecenin en büyük kazananları olması bekleniyor.


Timothée Chalamet, “Marty Supreme” filmindeki “Marty Mauser” rolüyle “En İyi Erkek Oyuncu” ödülüne aday.Fotoğraf: Tobis Film/dpa/picture alliance

Chloe Zhao’nun Shakespeare dönemi draması “Hamnet” ve Josh Safdie’ın yönetmenliğini yaptığı kara komedi “Marty Supreme” ise şimdiden yarışın dışında kalmış görünüyor. 

En iyi oyuncu yarışı: Jessie Buckley ve Chalamet’nin tepki çeken “opera” çıkışı

Hamnet’te ünlü İngiliz şair William Shakespeare’in eşi Agnes’e hayat veren Jessie Buckley’in adı ise “En İyi Kadın Oyuncu” dalında öne çıkıyor. İrlandalı oyuncu, kötü süprizlere de gebe olabilecen kategoride şu an için yarışı önde götürüyor.

“Marty Supreme”de masa tenisinde şampiyonluk tutkusuyla yanıp tutuşan bir karakter olan Marty’i canlandıran Timothee Chalamet’in de iki Oscar adaylığının ardından bu kez en iyi erkek oyuncu dalında ödüle uzanması yüksek bir ihtimal olarak görülüyordu. Ancak ödül kampanyası esnasında bale ve operanın “artık kimsenin umursamadığı sanat dalları” olduğunu söylemesi, Chalamet’e karşı sosyal medyada yoğun tepkilere neden oldu. Bu olayın ardından bahis oranları değişti ve “Sinners”ın yıldızı Michael B. Jordan “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü için favori olarak gösterilmeye başladı.

Bu yıl yakından takip edilen diğer Oscar yarışları arasında “En İyi Yardımcı Oyuncu” kategorileri de var. “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülü için “One Battle After Another”daki performansı ile Sean Pean ve “Sentimental Value”deki rolüyle İsveçli oyuncu Stellan Skarsgard karşı karşıya geliyor.

“En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında ise Zach Cregger’in korku filmi “Weapons”daki fiziksel dönüşüm gerektiren rolüyle Amy Madigan, “One Battle After Another”daki rolüyle Teyana Taylor ve “Sinners”daki rolüyle Wunmi Mosaku yarışıyor.

“En İyi Uluslararası Film” kategorisinde Avrupa Film Ödülleri’nin büyük kazananı Norveç yapımı “Sentimental Value” güçlü adaylar arasında öne çıkan favori olarak görülüyor.

Aynı kategorideki dikkat çekici rakipleri arasında Jafar Panahi’nin İran yapımı draması “It Was Just an Accident” ve Kleber Mendonça Filho’nun Brezilya yapımı gerilimi “The Secret Agent” yer alıyor.

Hollywood’un Netflix’le yarışı

Hollywood stüdyoları ile streaming platformu Netflix arasındaki Oscar yarışında ise gelenekseli temsil eden stüdyoların daha güçlü göründüğü değerlendiriliyor.

Guillermo del Toro’nun “Frankenstein”ı ile Netflix’in saç ve makyaj, kostüm ve prodüksiyon tasarımı gibi bazı teknik kategorilerdeki ödülleri toplayabileceği belirtiliyor. “K Pop Demon Hunters” da “En İyi Animasyon”un yanı sıra “En İyi Özgün Şarkı” kategorisinde güçlü bir aday olarak görülüyor.

Diğer yandan  büyük bir süpriz olmazsa hem “One Battle After Another” hem de “Sinners” filmlerinin yapımcısı olan Warner Bros., bu yılın Oscar Ödülleri’nde “büyük kazanan” olacak gibi görünüyor.

Bu, Hollywood için iyi bir haber gibi görünse de, 98. Akademi Ödülleri’nin üzerinde bir miktar hüzünlü bir atmosferin hakim olması bekleniyor.

Warner Bros.’un olasu zaferinin Paramount Global tarafından devralınmasına yönelik planların gölgesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Bu dev birleşmenin halihazırda yoğun biçimde konsolide olmuş olan sektörü daha da merkezileştirmesi bekleniyor. Bunlara ek olarak yapay zekanın film endüstrisini derinden sarsabileceği, hatta sektörü tamamen yok edebileceğine yönelik endişeler de büyüyor.

Timothee Chalamet, bale ve operaya yönelik tepki çeken cümlesinden hemen önce Hollywood’un çöküşünü geciktirmeye yönelik baskıya değinmişti. Buna örnek olarak talk showlara katılıp herkesi sinemaya gitmeye çağıran yıldızlara atıfta bulunan ünlü aktör, “Sinema salonlarını ayakta tutmalıyız. Bu türü yaşatmamız lazım” demişti.

Hollywood kendi sonundan endişe ederken Chalamet’nin bu çıkışı sektördeki hassas noktayı canevinden vurmuş görünüyor.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.