Karar yazarı İsmet Berkan, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılara ilişkin, “Trump şimdilik, Venezuela ve İran operasyonlarıyla Çin’in görece ucuz petrole erişimini sınırlamaya, bu ülkenin maliyetini arttırmaya çalışıyor. Dolayısıyla Vladimir …
Karar yazarı İsmet Berkan, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılara ilişkin, “Trump şimdilik, Venezuela ve İran operasyonlarıyla Çin’in görece ucuz petrole erişimini sınırlamaya, bu ülkenin maliyetini arttırmaya çalışıyor. Dolayısıyla Vladimir Putin, Çin’in en büyük petrol ve gaz satıcısı olarak bugünlerde tedirgindir. Acaba Amerika onlara ne yapacak? Ve tabii Çin var. Onlar hedefin kendileri olduğunun fazlasıyla farkındalar ama soğuk kanlılıklarını koruyorlar. Ancak Amerika kendilerini açık açık çevrelemeye çalışırken bu soğukkanlılığı nereye kadar sürdürecekler, bilmek imkansız.” yorumunu yaptı.
Karar yazarı Berkan, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılara ilişkin değerlendirmelerini paylaştığı bugünkü yazısında asıl hedefin Çin olduğunu yazdı.
Berkan, “Başkan Trump ticaretin silah zoruyla yapılmasını birinci gününden itibaren uyguluyor. Örneğin koyduğu gümrük vergileri şimdi Anayasa Mahkemesi’nden dönmüş olsa da o fikrinden vaz geçmiş değil. Sadece gümrük vergisi silahını kullanmıyor Trump, teknoloji transferini zorlaştırıyor, kendine rakip gördüğü ülkelere Amerikan teknolojisi satmamaya kalkıyor. O yetmezse ülkelerin bileğini bükmek için doları silah olarak kullanıyor, başka kısıtlamalar uyguluyor. Ve işte görüyorsunuz, son çare olarak doğrudan savaş da yapıyor.” ifadelerini kullanarak, şöyle devam etti:
“Dünya üzerinde tek bir hedefi var diyebiliriz: Çin. Çünkü sadece bu ülkeyi kendine rakip görüyor.
Venezuela’ya müdahalesi ve bu ülkeyi Amerikan etki alanının içine çekmeyi başarması aslında Çin’e karşı bir hamleydi.
Şimdi İran’a yapılan ve İran’ı Amerikan etki alanının içine çekmeyi hedefleyen savaşı da aslında Çin’i hedef alıyor.
Bu konuya Hindistan erken uyandı örneğin, hemen kendiliğinden Amerikan etki alanına giriverdi.
Trump şimdilik, Venezuela ve İran operasyonlarıyla Çin’in görece ucuz petrole erişimini sınırlamaya, bu ülkenin maliyetini arttırmaya çalışıyor. Dolayısıyla Vladimir Putin, Çin’in en büyük petrol ve gaz satıcısı olarak bugünlerde tedirgindir. Acaba Amerika onlara ne yapacak?
Ve tabii Çin var. Onlar hedefin kendileri olduğunun fazlasıyla farkındalar ama soğuk kanlılıklarını koruyorlar.
Ancak Amerika kendilerini açık açık çevrelemeye çalışırken bu soğukkanlılığı nereye kadar sürdürecekler, bilmek imkansız.
Dünyanın geri kalanı iki emperyalizm arasında seçim yapmaya zorlanıyor. Çin’in uyguladığı emperyalizm, itiraf edeyim bana göre ABD’nin uyguladığından bin beter. Çin, ülkeleri borçlandırıyor ve kendine mahkum ediyor, sonra da hiç acımadan o ülkenin elindeki her şeyi almaya başlıyor. Afrika ülkeleri bunu yaşıyorlar.
Çin, kendisine “dost” ülkelerden oluşan bir “çevre” yaratmak istemiyor, “çevre”sine aldığı ülkeler ona tabi olsunlar istiyor.
Bu “tabi olma” işini Trump Amerikası da yapıyor ama tabi olan ülkenin hareket alanı biraz daha geniş kalıyor.
İran’daki savaş, Trump’ın kurmaya giriştiği bu yeni dünya düzeninin sert adımlarından biri.
O yüzden dünyanın geri kalanının, mesela Türkiye’nin kendisine nasıl bir gelecek biçmek istediğine karar vermesi gerekiyor.”
Yazının tamamını okumak için .