Emekli Tümgeneral Rafet Kılıç: İran’dan kopacak kitlesel göç, Türkiye’nin Suriye deneyimini bile gölgede bırakabilir
Sözcü yazarı Gazeteci Saygı Öztürk, İran’daki toplumsal hareketliliğin “iç mesele” olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, gelişmelerin Türkiye açısından özellikle sınır güvenliği ve düzensiz göç başlıklarında yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Öztürk, bugünkü köşesinde bu risklerin olası etkilerine ilişkin değerlendirmesinde, sahadaki tabloyu ve muhtemel senaryoları güvenlik perspektifiyle ele almak üzere emekli Tümgeneral Rafet Kılıç‘ın görüşlerine yer verdi.
Öztürk’e konuşan emekli Tümgeneral Rafet Kılıç, İran’daki karışıklıkların uzaması halinde Türkiye’nin ilk karşılaşacağı etkinin sığınmacı konusu olacağını söyledi. Kılıç, nüfusu 90 milyona yaklaşan ve ekonomisi zorlanan bir ülkeden kopabilecek kitlesel göçün “Suriye deneyimini bile gölgede bırakabileceği” uyarısında bulunarak, Türkiye’nin mevcut demografik, ekonomik ve sosyal yükü nedeniyle bu riskin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Kılıç ayrıca, İran’da yaklaşık 30 milyon Türk kökenli nüfus bulunduğunu hatırlatıp, merkezi otoritenin zayıflaması ve dış aktörlerin devreye girmesi halinde etnik ve mezhepsel fay hatlarının tetiklenebileceğini, Irak ve Suriye’de görülen senaryolara benzer gelişmelerin İran’da da gündeme gelebileceğini şu sözlerle dile getirdi:
“Karışıklıklar devam ederse bize ilk darbe sığınmacı meselesinden gelecektir. Nüfusu 90 milyona yaklaşan, ekonomisi çökmeye yüz tutmuş bir İran’dan kopacak kitlesel göç, Suriye deneyimini bile gölgede bırakabilir. Türkiye’nin mevcut demografik, ekonomik ve sosyal yükü ortadayken, böyle bir dalganın ülke üzerinde yaratacağı tahribat asla hafife alınamaz.
Ancak tehlike burada bitmiyor. İran’da yaklaşık 30 milyon Türk kökenli nüfus yaşıyor. Merkezi otoritenin zayıflaması, dış aktörlerin devreye girmesi ve vekil yapıların sahaya sürülmesi hâlinde, etnik ve mezhepsel fay hatlarının kaşınmayacağını düşünmek, Ortadoğu’yu hiç tanımamaktır. Irak ve Suriye’de yaşananlar hâlâ belleklerimizdeyken, aynı senaryonun İran’da sahnelenmeyeceğini varsaymak akılcı değildir.”
Yazının tamamını okumak için .