Gezi Davası tutukluları için 600’üncü adalet nöbeti tutuldu: Gezi bizim demokrasi çığlığımızdır

Gezi Davası tutukluları için 600’üncü adalet nöbeti tutuldu: Gezi bizim demokrasi çığlığımızdır

Gezi Davası tutukluları için 600’üncü adalet nöbeti tutuldu: Gezi bizim demokrasi çığlığımızdır
Yayınlama: 16.12.2023
4
A+
A-

Gezi Davası tutukluları için başlatılan “Adalet Nöbeti”nin 600’üncüsü bugün TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde tutuldu. TMMOB İstanbul Kent Koordinasyon Kurulu Sekreteri Seyfettin Avcı’nın okuduğu açıklamada, “Bu hukuksuzluğun 600. gününde inatla, korkmadan bir defa daha söylüyoruz. İl kent, dalga dalga yayılan, yasaklara, hukuksuz cezalara, baskıya, ranta, talana, palavraya, tüm ayrıştırma siyasetlerine karşı yan yana durduğumuz, sesimizi çığa dönüştürdüğümüz o ulu direnişten hala ilk günkü benzeri gurur duyuyoruz. Gezi bizim demokrasi çığlığımızdır” denildi.

TMMOB, Gezi Davası’ndan tutukluğu devam eden İl Plancıları Odası İstanbul Şubesi eski başkanı Tayfun Kahraman, Mimarlar Odası Hukuk Müşaviri Can Atalay ve diğer tutuklular için 600. Adalet Nöbeti’ni tuttu. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde tutulan nöbette ortak açıklamayı TMMO İstanbul İstanbul Kent Koordinasyon Kurulu Sekreteri Seyfettin Avcı okudu.

Açıklamada, şunlar dile getirildi:

Ülkemizin her bölgesinden, her yöresinden yurttaşlarımızın itirazlarını, taleplerini haykırdığı; ülke tarihinin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi’ne suç isnat etmek, onurlu direnişimizi lekelemek amacıyla iktidarın güdümündeki yargı mensupları tarafından verilen hukuksuz tutuklama kararının üzerinden 600 gün geçti. İktidarın isteği doğrultusunda kurgulanan bu hukuka aykırı davanın sonucunda, geçtiğimiz eylül ayında TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Mücella Yapan ve Hakan Atalay serbest bırakıldı. Lakin, eski İl Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odası’nın Hukuk Müşaviri Can Atalay’ın da aralarında bulunduğu arkadaşlarımızın, en ağır cezalarla tutuklulukları sürüyor. Biliyoruz ki bu karar, yalnızca arkadaşlarımıza yönelik değildir. Bu karar, 2013 mayıs-haziran aylarında ülkesinin bugününe ve yarınlarına sahip çıkan milyonlara yöneliktir; milyonlarca insanın demokratik hak kullanımlarını cezalandırmaya, barışçıl ve demokratik istemleri bastırmaya ve kamu yönetimlerine yakışmayacak bir şekilde öç almaya, cezalandırmaya yöneliktir. 

“O ulu direnişten hala ilk günkü benzeri gurur duyuyoruz”

Bu hukuksuzluğun 600. gününde inatla, korkmadan bir defa daha söylüyoruz; il kent dalga dalga yayılan, yasaklara, hukuksuz cezalara, baskıya, ranta, talana, palavraya, tüm ayrıştırma siyasetlerine karşı yan yana durduğumuz, sesimizi çığa dönüştürdüğümüz o ulu direnişten hala ilk günkü benzeri gurur duyuyoruz. Gezi bizim demokrasi çığlığımızdır. Gezi ülkeyi karanlığa boğan rantçı, piyasacı, bayan düşmanı siyasetin karşısında; eşitlikçi, paylaşımcı, doğayı ve emeği koruyan ve bayanların önde saf tuttuğu diğer bir dünya mümkün diyenlerin sesidir.

“Gezi burada; kesinlikle kazanacağız”

Gezi birlikte yaşama iradesinden, taleplerinden ve haklarından en ufak bir geri adım atmadan sürdürme kararlılığını gösterenlerdir. Gezi, genç yaşlı, personel, işçi, işsiz, öğrenci demeden; Cumhuriyet’in 100 yıldır biriktirdiği tüm ilerici kıymetleri benimseyen; eşit, laik, bağımsız, adil bir ülke talebidir. Gezi emeğimiz, alın terimiz, gururumuz, kardeşlik ve dayanışma demektir. İşte bu yüzden bilinmelidir ki hiçbir dava ve hiçbir karar, Gezi’nin , demokratik kamuoyu ve yasalar nezdindeki meşruiyetini gölgeleyemez ve hiçbir güç bizlerin emekten, halkımızdan, ülkemizden, mesleğimiz ve bilimsel teknik doğrulardan yana duruşumuzu engelleyemez. TMMOB olarak bizler, arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerimizi söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu faydasını savunma çabamıza devam edeceğiz. Bu siyasi zorbalıktan derhal vazgeçin ve arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın. Biz buradayız. Gezi burada. Kesinlikle kazanacağız.”

Basın açıklamasından sonra Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Mücella Yapıcı‘nın mesajları okundu. 

Tayfun Kahraman: Kendim için, herkes için, ülkem için adalet istiyorum

Tayfun Kahraman “Sevgili Dostlar” diye başladığı iletide şunları dile getirdi:

“25 Nisan 2022’den beri hayatım tamamen değişti. Daha doğrusu hayatıma müddeti bilinmeyen bir ara verdim. Bugün 600 gün oldu. Ailemden, işimden, sevdiklerimden uzaktayım. Silivri’de her bir gecesinde başımdaki sorulara karşılık bulamadığım 600 gün geçirdim. Fakat, hukuk yolları tükenmedi ve ben hala bu akıl ve vicdan dışı isnatların gerçek hukukçular tarafından tarihin çöp sepetine atılacağını, özgürlüklerimize kavuşacağımızı umut ediyorum. Kendim için, herkes için, ülkem için adalet istiyorum. Tüm  bu karamsar tabloya karşın demokratik, adil ve özgür bir ülkede, inançlı ve sağlıklı kentlerde eşit yurttaşlar olarak hayat hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz. Sevgili dostlar, geçen 600 günde demokrasi ve adalet talebine verdiğiniz destek ve yaşanan hukuksuzluğa karşı gösterdiğiniz dayanışma için teşekkür ederim. Umarım çok yakında bu hukuksuz tutukluluk sona erecek ve özgür günlerde tekrar birlikte olacağız. O günün bir an önce gelmesi ümidi ile hepinizi hasretle selamlıyorum. Dostluk ve sevgilerimle.”

Mücella Yapan: Gezi umudumuz ve vebalimizdir

Anayasa Mahkemesi kararıyla serbest kalan fakat sağlık problemleri nedeniyle açıklamaya katılamayan Mücella Yapan, bildirisinde şunları ifade etti:

“Haksız, hukuksuz tutsaklığımızın başından bu yana göstermiş olduğunuz dayanışma, destek ve çabanız için çok teşekkür ederim. Sevgili Osman Kavala 6 yıldır, canlarım Çiğdem Mater Utku, Mine Özerden, Can Atalay ve Tayfun Kahraman hiç bir kanıt, münasebet gösterilmeden, hukuk ayaklara altına alınarak dostlarından, işlerinden, sokaklarından, meskenlerinden başka bırakıldı. Biliyorum ki, bugün burada hem onlar için, hemde yurttaşları olarak hak ettiğimiz adalet hukuk ve kimsenin keyfi olarak hayatlarından koparılmadığı bir gelecek için birliktesiniz. İnanıyorum ki bu karanlık günlerden geriye bize kalacak olan bu mücadele ve dayanışma duygusu olacaktır. Dayanışma demişken, dayanışmanın insanı nasıl hayatta tuttuğunu en hoş örneğini, sevgili Çiğdem ve Mine ile geçirdiğim 18 ayda gördüm. Haklı ve hatasız olmanın verdiği güç ile birbirimize sarıldık. Buradan sizlerin aracılığıyla onları da çok özlediğimi ve hep aklımda olduklarını iletmek isterim. Biliyorum ki gayretimiz iktidar hukukunun tüm tutsakların özgür olana ve memleketimizde hukuk tesis edilene kadar devam edecek. Umudum, dayanışmamızın ve inadımızın yalnızca arkadaşlarımız için değil fakat herkes için eşit, adil ve özgür bir geleceğe bir ışık yakması. Bu ışığı biz seyahatte gördük. Gezi umudumuz ve vebalimizdir.” 

Can Atalay: Biz, beceremediği için değil tercih etmediğinden kötülük yapmayanlarız

Cezaevindeyken TİP’ten Hatay Milletvekili seçilen lakin Anayasa Mahkemesi kararına rağmen serbest bırakılmayan avukat Can Atalay da iletisinde şunları kaydetti:

“Biz içeri düştüğümüzden beri güneşin etrafında 1 tam 2/3 defa döndü dünya. Geçen vakitte neler oldu? Bizler sizlerin, sizler bizlerin haberlerini takip ettik. Selamlarınız, kitaplarınız, kartlarınız, mektuplarınız aşıp geldi yolları. Adalette inat edenler boş bırakmadı nöbet mahallini. Bugünden yarına kalacak izlerimiz var, sözlerimiz olduğu gibi. Biz, beceremediği için değil tercih etmediğinden kötülük yapmayanlarız. Biz, büyük insanlığın ferdi olmanın sevincini paylaşanlarız. Biz, apayrı bir dünyanın mümkün olduğunu bilen, buna ulaşmak için olduğu her yerde çabalayanlarız. Dayanışmadan gelen insan sıcağının verdiği kuvvetle, kıymetlerimize sahip çıkarak yaşıyoruz, yaşayacağız. Sevgili Gülçin Çaylıgil’in de söylediği benzeri birbirinden sevinç alan insanlarız. Dünyanın her yerindeyiz ve asla az değiliz. Çürümüş rejimler çökmekteyken yenisinin doğuşunu birlikte kurmaya çabalıyoruz. Gayretimiz Gazze’de ve dünyanın her yerinde savaşların bitmesi için. Dünyamızın havasının, suyunun, toprağının, canlılarının gözü dönmüşlerin hırslı iştahından kurtulması için. Kendine benzemeyene zulmedenlerden her bir kardeşimizi korumak için. Diploma vdiyle kandırılıp borçlandırılan gençlerimizin gözünde o sevinçli ışığı yeniden görebilmek için. Bayanların geride kısalan bir gölge var mı diye bakmadan sokakta yürümesi için. Barınmanın, karnını doyurmanın mesele olmadığı bir hayat için. Fiyatın kaloriyle hesaplanmaması için. Sanatın özgür, fikirlerin varlıklı, bilimin bağımsız olması için. Hâsılı ağız dolusu gülerek dostlarla yaşanan, sevinci daim bir hayatın tadına herkesin varması için. Kesinlikle varılacak o güne. Şimdiden sevincini, heyecanını paylaşan tüm nöbetçilere baki ilk selam.”

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.