Fehmi Koru: Ekonomide, dış politikada atılan adımlar olumlu sonuç vermesi beklenen “yeni bir yol” için yeterli olur mu, ben olmaz diyorum

Fehmi Koru: İktisatta, dış siyasette atılan adımlar olumlu sonuç vermesi beklenen “yeni bir yol” için kâfi olur mu, ben olmaz diyorum

Fehmi Koru: Ekonomide, dış politikada atılan adımlar olumlu sonuç vermesi beklenen “yeni bir yol” için yeterli olur mu, ben olmaz diyorum
Yayınlama: 04.08.2023
5
A+
A-

* Fehmi Koru

Türkiye son seçimin akabinde yeni bir yola girdi. Cumhurbaşkanlığı makamında tekrar aynı kişi –Tayyip Erdoğan– bulunuyor. Hükümetin üyelerini de tekrar aynı kişi seçti. Dış görünüş itibariyle ‘yeni’ denilebilecek bir istikamet ortada yok. Hatta sıklıkla tekrarlanan ‘‘Türkiye’nin yeni 100 yılı’’ sloganı bile seçim öncesinden…

Buna rağmen ‘yeni bir yola girildiği’ söylenebilir.

Zor gelse de ben o denli olduğu kanaatindeyim.

Ekonomide yenilik çok bariz. ‘Epistemolojik kopuş’ ile tutulan ‘heterodoks ekonomi’ anlayışı yerini ‘rasyonel bir tabana dönme’ yaklaşımına bıraktı. Aslında bir ara derhal her gün tekrarlanan ve tekrarlayan kişinin pozisyonu gereği ciddiye de alınan ‘‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’’ kalıbı da kullanımdan kalkmış görünüyor.

Yeni yol iktisatta kendisini TÜİK’in dün açıkladığı, geçen yılın temmuz ayından bu ayın başına kadar geçen 12 ayda enflasyonu  %50 civarında gösteren orandan da belli oluyor. Şimdi gerçek hayat pahalılığını yansıtmasa da, bu oran geçmiş aylarda açıklananlardan biraz olsun bir kopuşu yansıtıyor.

Ekonomiyi anladık, pekala diğer ne yenilik var?

Dış siyasette da arayış kendini belli ediyor. Dört bir tarafa baş tutan bir ülke olmaktan uzaklaşıyor üzereyiz. Avrupa Birliği (AB) ile ve Avrupa’daki eski dostlarla ilişkileri yeniden düzeltmek için uğraş sarf ediliyor. İsveç’teki bir-iki Putin-severin rutine dönüştürdükleri Kur’an-ı Kerim yakma hareketinin bağlantılara getirdiği gölge ile klâsik olarak ideolojik sığınmacılara sahip çıkmakla ünlü ülkede yaşayan bazılarını ‘terör’ ile ilişkilendirerek gönderilmelerini istemeye kulak verilmemesine karşın bu ülkenin NATO üyeliğine yeşil ışık yakılması da bir yenilik.

Özellikle ABD’yi sevindirmeye yarayan bir yenilik…

ABD ve Avrupa ile yakınlaşma Rusya ile kurulmuş samimiyetin devamını zorluyor doğal olarak…

Rus medyası Kremlin’in rahatsızlığını yansıtan haberler ve yorumlarla dolu bu günlerde…

AK Parti’nin prestij ettiği medya ile öndegelen isimlerine görüşleriyle ışık tuttukları bilinen kimi yorumcuların, iktidarın seçim sonrası diplomatik ataklarını tam idrak edemedikleri izlenimi alınıyor. Buradan da, dış siyasette kendini belli eden arayışın geniş kapsamlı bir çalışma sonucu benimsenmiş olmasından çok, Tayyip Erdoğan’ın -muhtemelen yeni dışişleri bakanı Hakan Fidan’ın da desteğiyle- girdiği bir yol olduğunu çıkartıyorum.

Bir cins deneme benzeri birşey…

Hepsi derhal çabucak bu kadar yeniliklerin… Şimdi diğer alanda elle tutulur bir değişiklik görülmüyor fakat görüleceğinden eminim.  

Emin olmamın sebebi de, üstte özetlediğim iki alandaki -ekonomi ve dış siyaset alanlarındaki- arayışların iktidarı kaçınılmaz biçimde hayati birkaç alanda daha istikamet değiştirmeye sevk edeceğine inanmam.

Dış siyaset ve iktisatta atılan adımların muvaffakiyete ulaşması, lakin ve lakin, bu iki alanı özgürlükler ve şeffaflık bahislerinde yapılacak yeniliklerin takip etmesiyle mümkün olabilir. 

AB ile tam üyelik ya da en azından gümrük birliğinin revize edilmesi hususlarının görüşülebilmesi, ABD’den F-35 jetlerinin teslimi ya da o imkan bütünüyle kaçırılmışsa hiç değilse F-16 jetlerinin modernizasyonu taleplerine olumlu karşılık gelebilmesi ve iktisadın düze çıkabilmesi için ihtiyaç duyulan direkt yatırım ya da sıcak para girdisinin gerçekleşmesi, şeffaflık ve özgürlükler hususlarında gözü pek adımlar atılmasını gerektiriyor.

Kim, hangi sermaye sahibi parasını hesap verilebilir olmayan, şeffaflıktan uzak ve yargısına tam manasıyla güvenilmeyen bir ülkeye emanet edebilir?

İktidar etrafları kabul etmese de Türkiye basın özgürlüğü konusunda sabıkalı bir ülke biliniyor. Bunun sebebi de müellif ve yorumcuların kolay kolay cezayla sonuçlanabilecek davalara muhatap edilmeleri, çarçabuk tutuklanabilmeleri. 

Yakın örnekler çarpıcı: Kısa süre önce bir televizyon yorumcusu cezaevine girdi, önümüzdeki günlerde TV’lerde program da yapan bir gazete muharririni aynı akıbet bekliyor. Bu ortada, çeşitli TV kanalları yüksek cezalara çarptırıldı, bir kanal da bir haftalığına kararacak.

Bu çeşit gelişmelerin dışarıya yansımadığını düşünenler yanılıyorlar.

KHK uygulamasıyla binlerce kişinin özlük haklarını kaybettiği de dışarıda biliniyor.

Tek bir gazetecinin cezaevinde yatması, o kişinin yazıları ya da yorumlarıyla vereceği düşünülen ziyandan çok daha büyüğünü ülkeye veriyor.

Neyse, tabloyu uzatmayayım.

Ekonomi ve dış siyasette atılmaya başlanan adımlar o kadarla sınırlı kalırsa beklenen olumlu gelişmelerden umut kesmek gerekecek.

‘Yeni yol’ diğer adımların da atılmasıyla sonuç verebilir.

* Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.