Fehmi Koru: CHP gemisi su alıyor, kaptan seyrediyor; CHP’li medya da aynı sularda ha battı ha batacak…

Fehmi Koru: CHP gemisi su alıyor, kaptan seyrediyor; CHP’li medya da aynı sularda ha battı ha batacak…

Fehmi Koru: CHP gemisi su alıyor, kaptan seyrediyor; CHP’li medya da aynı sularda ha battı ha batacak…
Yayınlama: 26.07.2023
13
A+
A-

*Fehmi Koru

Ülkemizin cumhuriyet ile aynı yaştaki partisine seçim sonrasında bir haller oldu. Partide öndere en yakın olanlar bile, ardını döndüğünde, onu koltuğundan etmeyi amaçlayan zoom arkadaşlığı içerisine giriyorlar.

“Oğlum” diye hitap ettiği belediye başkanı kendisini bir öteki belediye başkanı benzeri yollara şimdi vurmadı fakat o da yakındır; başkanın koltuğunda gözü olduğunu gözlerinden okumak mümkün oluyor zira.

[Garip olan şu: Önderin kendisi, şimdi genel başkan seçilmediği yıllarda -2009 yılında- “Oğlum” dediği liderin şu anda oturduğu koltuğa -İstanbul büyükşehir belediye başkanlığına- aday olmuştu; İstanbul ile CHP genel başkanlığı arasında bu türlü de bir geçişlilik var.]

CHP toplumun gözü önünde cereyan eden bu çalkantılardan büyük yara alıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin son grup toplantısında partisini ‘gemi’ kendisini de ‘kaptan’ olarak tanımlamıştı.

[Dediği şuydu Kılıçdaroğlu’nun: “Hiç kimse unutmasın, gemiyi limana sağlam götürmek yeniden kaptanın misyonudur. Kaptan olarak gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin. Benim CHP kültüründen öğrendiğim, aldığım en büyük derslerden birisi de budur.”]

O tanımlamadan hareketle söylenebilecek olan şudur: CHP gemisi su alıyor. Kaptan da buna deva bulacak yerde su alan gediği biraz daha genişletmekle sonuçlanabilecek işler yapıyor.

En son darbe CHP idaresinden CHP’li medyaya geldi.

Akıl alır benzeri değil ama, CHP’yi savunmayı görev edinmiş gazeteler, televizyon kanalları ve yazarlar ile yorumcular şahsen parti lideri tarafından suçlanmış bulunuyor.

Ne mi dedi Kemal Kılıçdaroğlu?

Şu söz ona atfedilerek konuşuluyor: “Köşe yazarları üzerinden parti içi sorunlar tartışılıyor. Ben kimin nereden, ne maaş aldığını iyi biliyorum.”

Ağır bir itham bu.

Günlerdir o medya içerisinde yer alan isimler kendilerinin kast edilmediğini savunarak Kılıçdaroğlu’nun amacında asıl kimler olabileceğini isimlendiriyorlar.

İsimlere bakıyorum, savunma emelli olarak o sözlerle kendilerinin kast edilmediğini söyleyenler ön planda.

Maaş olarak kime ne verildiğini söylem edenler bile var.

CHP’nin seçimlere kadar prestij ettiği medya organları ile muteber muharrir ve yorumcular ateş altında.

Üzücü bir görüntü o bölüme hakim.

Onlarca yıl boyunca kazanılmış prestijler bir çırpıda kimilerinin elinden alınıveriyor.

Daha da garip bir gelişme yeniden CHP yönetimi tarafından partinin ismiyle özdeş TV kanalına karşı sergilendi. CHP’nin medya ile ilgili genel başkan yardımcısı, Halk TV ile CHP arasında uzun yıllara dayanan ve mali boyutu da bulunan bir kontrat olduğunu, parti olarak bu mukaveleyi kendilerinin tek taraflı feshettiklerini açıklayıverdi.

Taraflar -CHP ile Halk TV- arasında bir kontrat varmış ve kanal, yayınlarında, o kontrata uyuyor, CHP de bunun karşılığında kanala düzenli ödeme yapıyormuş…

Halk Partisi ile Halk TV… Özgür medya, yansız ve tarafsız yayıncılık böylesine bir bağlantıyı kabul etmez lakin işte “İsim benzerliği ilgiyi kolaylaştırmıştır” diyen çıkabilir.

Öyle değil, daha doğrusu CHP’nin fonladığı sadece o kanal değilmiş, CHP ile benzeyen mukaveleler imzalamış diğer kanallar da varmış… Halk TV’nin sahibi, CHP’den mukavele ile para aktarılan 10’dan fazla kanal olduğu iddiasında. CHP ismine mukavele feshini kamuoyuyla paylaşan genel başkan yardımcısı da, sayı vermese de mukavelenin bir tek kanalla sınırlı olmadığını söylemekte.

“Bu olağan mi?” sorusuna verdiği karşılık da farklı CHP yöneticisinin: “İsveç’te değil fakat Türkiye’de olağan. İngiltere’de değil fakat Türkiye’de olağan.”

İsveç’te ve İngiltere’de olağan olmayan buna benzeyen bir ‘yasak ilişki’ Türkiye’de nasıl olağan sayılıyor?

CHP tarafından?

Seçim sonrasında tayfaların hengameleri nedeniyle su almaya başlamış olan gemi yan yatmaya başlamışken, onu her durumda desteklemeyi görev bilmiş medya da tahribattan ölümcül darbeler alıyor.

Bu kıssa bu kadarla ve burada bitmeyecek gibi. Daha nerelere kadar uzanacağını kestirmek ise kolay değil.

CHP lideri nereye kadar gitmesini istiyorsa herhalde oraya kadar gidecektir.

Hesaplaşacağı daha çok kişi ve kurum olduğu belli Kemal Kılıçdaroğlu‘nun.


*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.