“Osman Kavala’nın kişilik hakları ‘geri döndürülemez biçimde’ zarar görmektedir; dizi devam eden yargı sürecini ‘yönlendirebilecek’ niteliktedir”
Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na, Gezi Davası’ndan tutuklu iş adamı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala‘nın hedef alındığı “Metamorfoz” isimli dizi bundan ötürü TRT’ye yaptırım uygulanması talebinde bulundu.
Kavala’nın söylediği söz edilen dizi aracılığıyla “casuslukla” itham edilerek “itibar suikastına” uğratıldığını belirten Çandar, ayrıyetendava sürecini etkileyecek nitelikte olduğunu hatırlatarak RTÜK’ün TRT’ye yaptırım uygulamasını talep etti.
Yeşil Sol Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar’ın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı’na yazısı şöyle:
Osman Kavala, TRT tarafından kurulan ‘tabi’ isimli uluslararası dijital medya platformunda yayınlanan ‘Metamorfoz’ isimli dizi sinema aracılıyla, “casuslukla” itham edilerek, “itibar suikastına” uğratılmaktadır.
Söz konusu dizinin ilk bölümü 7 Mayıs 2023 tarihinde; ikinci kısmı ise Türkiye kamuoyundan yükselen tüm reaksiyonlara ve ulusal-uluslararası nitelikteki kuruluşlardan yapılan ihtarlara karşın bugün (13 Temmuz’da) TRT’ye ait “tabi” isimli dijital platformun web sitesinde (https://www.tabi.com) ve “tabi resmi” isimli YouTube kanalında (https://www.youtube.com/trtizle) yayınlanmıştır.
Adı geçen dizide, Osman Kavala, babasının ölümü üzerine “aile şirketlerinin başına geçen solcu bir iş insanı ve ABD ajanı” olarak gösterilmektedir. Dizideki başrol karakterin, Osman Kavala’nın dış görünüşüne kasıtlı olarak benzeyen hale getirildiği görülmektedir.
Bir takım hukuki/cezai sorumluluktan kaçmak ismine karakterlerin isimleri değiştirilerek sunulmuş olsa dahi dizi, Osman Kavala’nın hayat kıssasını anlatır şekilde ve komplo teorileriyle süslenerek izleyiciye sunulmakta; toplum nezdinde Osman Kavala hakkında alenen “siyasi casusluk” kanaati yaratılmaktadır.
Dizinin, toplum tarafından “Osman Kavala’nın hayatı” şeklinde algılanarak izlendiği, sosyal medya platformlarında yapılan izleyici yorumları ve kamuoyunda süregelen tartışmalardan da anlaşılmaktadır.
Nitekim, dizide Osman Kavala’nın ima edildiği ve kişilik haklarının hedef alındığı öylesine ortadadır ki Osman Kavala, bu dizi hakkında bir ‘yazılı açıklama’ yapma gereği duymuş; avukatları aracılığıyla ‘suç duyurusunda’ bulunmuş ve yayının kaldırılması amacıyla ‘tedbir kararı’ verilmesini talep etmiştir.
Osman Kavala tarafından yapılan suç duyurusuna; hak temelli kuruluşlar ve ulusal-uluslararası nitelikteki meslek örgütleri tarafından yapılan ihtarlara ve dahi Türkiye kamuoyunun net biçimde gösterdiği demokratik reaksiyona karşın, dizinin ikinci kısmının de yayınlanmış olması durumun vahametini ve bu mevzudaki haklı telaşları artırmaktadır.
TRT tarafından yayımlanan Metamorfoz isimli dizi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ‘hakaret’ (md.125), ‘iftira’ (md. 267) ve ‘özel hayatın gizliliği’ (md. 134) kararları ihlal edilmekte; Osman Kavala’nın kişilik hakları “geri döndürülemez biçimde” zarar görmektedir.
Osman Kavala hakkında devam eden yargı süreçleri olduğu göz önüne alındığında, söylediği söz edilen dizinin; yargı sürecini “yönlendirebilecek” bir nitelik arz ettiği ve Osman Kavala’nın toplum nazarında “peşinen ve kati biçimde” suçlu kabul edilmesine sebebiyet vereceği de anlaşılmaktadır. Bu durum, bahsi geçen TRT yayını aracılığıyla, hukukun temel ve kozmik prensibi olan ‘masumiyet karinesinin’ yok sayıldığını göstermektedir.
TRT, kamu kaynaklarını kullanarak faaliyette bulunan ve kamuya ait bir yayın kuruluşudur. TRT’nin böylesi bir suça yer olacak herhangi bir üretim, yayın işinde bulunması; üstte bahsedilen tüm konuların yanı sıra, kamusal ve demokratik bedellerin bizatihi bir kamu yayın kuruluşu tarafından ayaklar altına alınması manası taşımaktadır.
Bu sebeplerle, yayıncı kuruluş olan TRT hakkında,
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un “Yayın hizmeti ilkeleri” başlıklı 8/1. hususunun;
ç) İnsan onuruna ve özel hayatın saklılığına saygılı olma unsuruna aykırı olamaz, kişi yahut kuruluşları tenkit sonları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı ya da iftira niteliğinde sözler içeremez.
ı) Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk prensiplerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna mahzur olmamak zorundadır; (…).
hükümlerinin açıkça ihlali sebebiyle başka ayrı yaptırım uygulanması için gereğinin yapılmasını arz ederim. 13.07.2023