Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Saksonya-Anhalt seçimlerinin ardından büyük baskı altında. Peki Almanya’da bir başbakan nasıl görevden alınabilir? Bunun için üç seçenek var.
Berlin’de son günlerin en çok tartışılan konusu, Başbakan Friedrich Merz’in görevde kalmayı başarıp başaramayacağı.
Merz’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yaklaşık iki hafta önce, Saksonya-Anhalt eyaletindeki eyalet meclisi seçiminde ağır bir yenilgi aldı. Seçimi, eyalette Alman iç istihbaratından sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından “kesin olarak aşırı sağcı” olarak sınıflandırılan Almanya için Alternatif (AfD) kazandı. Parti federal düzeyde ise kısmen aşırı sağcı olarak değerlendiriliyor.
Bu hezimet üzerine de Merz’in Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) oluşan koalisyondaki desteği sorgulanmaya başladı. Hatta partinin gençlik kollarından Genç Birlik’in (Junge Union) yönetim kurulu üyelerinden sosyal medya fenomeni Clara von Nathusius da Merz ile seçim kazanılamayacağını ve kendisinin bir daha aday olmaması gerektiğini açıkça söyledi.
Başbakan’ın politikalarına verilen destek, anketlerde de rekor bir düşüş kaydediyor. Kamuoyu araştırma kuruluşu Infratest-Dimap’ın Eylül başında açıkladığı son “Deutschlandtrend” araştırmasına katılanların sadece yüzde 13’ü Merz’in iyi iş çıkardığını söyledi.
Merz’e yönelik eleştiriler kendi yakın çevresinden de geliyor. İletişiminin kötü olduğu, vatandaşları küstürdüğü söyleniyor. Merz’in özellikle Almanların daha sert ve daha uzun çalışması gerektiğini tekrar tekrar dile getirmesi, birçok kişi tarafından “küstahça” değerlendirilerek tepki çekti.
Ancak tüm baskılara rağmen Merz hâlâ Başbakan. Peki Almanya’da başbakanın değişmesi mümkün mü? Alman Anayasası, başbakana güçlü bir yetki veriyor ve başbakanları koltuklarından indirmek o kadar da kolay değil.

Willy Brandt istifa etti, Helmut Schmidt seçildi
Merz’i kamuoyu baskısı ve siyasi baskı ile istifaya zorlamak ilk seçenek. Merz kendi rızasıyla istifa ettiği takdirde bu, koalisyonun sonu anlamına gelmek zorunda değil. Örneğin Başbakan Willy Brandt, Mayıs 1974’te, Başbakanlık ofisinde yakın çevresinde bir Doğu Almanya casusunun ortaya çıkarılmasının ardından istifa etmişti.
İktidarı oluşturan SPD ve liberal çizgideki Hür Demokrat Parti (FDP), ittifakı sürdürme konusunda hızla anlaştı. Sadece on gün sonra, o zamanki Maliye Bakanı Helmut Schmidt yeni başbakan olarak seçildi.
Yeni başbakan seçmek için, sadece oturumda bulunanların değil, tüm milletvekillerinin mutlak çoğunluğu gerekiyor. Schmidt bunu zahmetsizce başardı ve sekiz yıl boyunca Alman hükümetinin başında kaldı. Merz örneğinde bu ihtimallerden biri olsa da çok düşük. Çünkü bugünkü başbakan, pes etmemekte kararlı görünüyor.
Güvensizlik oylaması yapılabilir
Başbakanı koltuğundan etmenin bir diğer yolu daha var. Federal Meclis’te dengeler değişirse. örneğin bir koalisyon dağılırsa ya da bir başbakan kendi partisinin desteğini dahi kaybederse, “yapıcı güvensizlik oylaması” aracı devreye girer. Bu da şu anlama gelir: Parlamento çoğunlukla başbakana güvensizliğini bildirir ama aynı zamanda onun yerine geçecek bir isim belirlemek zorundadır. Dolayısıyla yalnızca başbakana güvensizlik oyu vererek kendisini görevden indirmek mümkün olmaz.
Örneğin, Helmut Schmidt 1982’de SPD’nin küçük koalisyon ortağı FDP’nin desteğini kaybetti. Liberaller ekonomi politikasında değişiklik istiyordu, Schmidt ise buna karşı çıkıyordu. FDP vekilleri, CDU ve CSU ile birlikte dönemin muhalefet lideri Helmut Kohl’u başbakanlık oylamasında aday gösterdi ve Kohl seçimi kazandı. Böylece Schmidt görevden alınmış oldu, Kohl başbakanlık görevinde 16 yıl kaldı.
Merz örneğinde böyle bir sürecin yaşanma ihtimali çok düşük. Çünkü muhafazakârlar ve sosyal demokratlar, koalisyonlarını sonlandırmak istemiyor. Ayrıca Merz’e karşı bir aday da ortada yok. Hâlihazırda Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) Başbakanı Hendrik Wüst gibi bir isim de pek olası görünmüyor.
Ayrıca CDU’nun geleneksel olarak liderlerine karşı çok sadık olduğu biliniyor. Federal Meclis’te açık sahnede bir güvensizlik oylamasıyla gerçekleştirilecek bir “başbakan suikastı”, çoğu muhafazakâr milletvekili için tahayyül edilebilir bir eylem değil.
Üçüncü seçenek: Güven oylaması
Almanya’da parlamentosiyasi bir kriz durumunda kendini feshedip erken seçime gidemez. Bunu dolaylı olarak yine sadece başbakan yapabilir: Güven oylaması isteyebilir ve milletvekillerinden hükümet çalışmalarına güvenmeye devam etmelerini talep edebilir. Bunu daha önce birçok başbakan, kendi partisine karşı tartışmalı bir konuyu meclisten geçirmek için kullandı.
SPD’li eski Başbakan Gerhard Schröder, Kasım 2001’de Federal Meclis’te güven oylamasını istedi ve bunu, hükümetinin Afganistan’da Alman ordusunun operasyonuna verdiği desteği sürdürüp sürdürmeyeceği sorusuyla birleştirdi. Schröder oylamayı kazandı ve politikasını sürdürebildi.
Friedrich Merz örneğinde bu ihtimal de yine düşük. Merz, şu anda güven oylaması istemenin bir anlamı olmadığını hâlihazırda açıkladı. Kendisinin de halk nezdinde güveni eksik, kötü anket sonuçları da bunu kanıtlıyor. Ancak koalisyondan büyük çaplı bir kopuş, parlamentoda şu an için olası gözükmüyor.

Kaybedilen güven oylamasının ardından: Erken seçim
Ama bir başbakan güven oylamasını kaybederse parlamentonun feshedilmesine ve erken seçime gidilmesine vesile olabilir. Parlamentodaki yenilginin ardından başbakan, cumhurbaşkanından meclisi feshetmesini ve erken seçim ilan etmesini isteyebilir.
Eski Başbakan SPD’li Olaf Scholz da Aralık 2024’te, FDP’nin SPD ve Yeşiller ile kurulu hükümetten ayrılmasının ardından tam olarak bunu yaptı. Scholz, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’den erken seçim ilan etmesini istedi.
Aslında Steinmeier bu ricayı yerine getirmek zorunda değil ancak bu teamül gereği böyle gerçekleşiyor. Merz’in şu anda böyle bir yola başvurması ise şimdilik pek olası görünmüyor. Ne SPD’nin ne de CDU/CSU’dan oluşan Hristiyan Birlik’in erken seçimden bir çıkarı var.