Beyaz et sektörüne yönelik soruşturmada 13 şirkete denetim kayyumu atanırken, dosyada örgüt ve fiyatları etkileme suçlamaları yer aldı. Karar, kayyum uygulamalarının kapsamına ilişkin tartışmaları da gündeme taşıdı.
Aralarında Türkiye’nin en büyük beyaz et üreticilerinin de bulunduğu 13 şirkete denetim kayyumu atanırken, şirketlerin üst düzey yöneticilerinin de yer aldığı 32 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada bazı şirket yetkililerinin fiyat oluşum süreçlerine etki edebilecek şekilde birlikte hareket ettikleri, arz, satış ve fiyatlandırma politikalarını tüketici aleyhine yönlendirdikleri ve bu yolla serbest piyasa düzeni ile adil rekabet ortamını bozdukları iddia ediliyor.
Savcılık, soruşturmanın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220’nci maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma,” 237’nci maddesinde düzenlenen “fiyatları etkileme” ile ilgili mevzuat kapsamındaki “satıştan kaçınma” (TCK 240) suçları yönünden yürütüldüğünü açıkladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek ise beyaz et sektöründe piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açtığı değerlendirilen eylemlere yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sekiz ilde eş zamanlı operasyon düzenlendiğini duyurdu. Gürlek, temel gıda tedarik zincirinin kesintiye uğramaması ve ticari faaliyetlerin hukuka uygun, şeffaf ve denetlenebilir biçimde sürdürülebilmesi amacıyla soruşturma kapsamındaki 13 şirkete denetim kayyumu atandığını açıkladı.
Karar yalnızca soruşturmanın kapsamı nedeniyle değil, son yıllarda belediyelerden holdinglere, medya kuruluşlarından üniversitelere kadar genişleyen kayyum uygulamalarının yeni bir sektöre uzanması ve uygulanan hukuki tedbirin dayanağına ilişkin tartışmalar nedeniyle de dikkat çekiyor.
Sektörün önde gelen şirketleri aynı dosyada
Soruşturma kapsamında (genel müdürlük adreslerine göre) Ankara merkezli AS Ofis Damızlık Yumurta ile Bakpiliç Entegre Tavukçuluk’un yanı sıra İstanbul’dan Şenpiliç ve Orvital Organik Gıda, Bursa’dan Hastavuk Gıda ile Keskinoğlu Tavukçuluk, Balıkesir’den Banvit ve Bupiliç, Bolu’dan Akpiliç ve Erpiliç, Uşak’tan Gedik Tavukçuluk, Samsun’dan Ay-Pi Tavukçuluk ve İzmir’den Lezita Gıda hakkında denetim kayyumu kararı verildi.
Bu şirketlerin önemli bölümü Türkiye’de beyaz et denildiğinde akla gelen en büyük üreticiler arasında yer alıyor.
Şirketlerin sektördeki ağırlığı, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) son açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2024” listesine de yansıyor. Kayyum kararı verilen şirketlerden Şenpiliç listede 47’nci, Banvit 53’üncü, Erpiliç 61’inci, Lezita 80’inci, Gedik Piliç 100’üncü, Keskinoğlu 146’ncı ve Bupiliç 220’nci sırada yer alıyor.
Soruşturma bu nedenle sektörün önemli bölümünü etkileyebilecek bir süreç olarak görülüyor.
Listede yer alan şirketler yalnızca üretim tesislerinden oluşmuyor. Damızlık işletmeleri, yem üretimi, kuluçkahaneler, sözleşmeli üreticiler, lojistik ağları, kesimhaneler ve perakende zincirleriyle birlikte geniş bir ekonomik yapının merkezinde bulunuyor.
Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) ve sektör raporlarına göre Türkiye’deki piliç eti üretiminin yaklaşık yüzde 95’i entegre üretim yapan şirketler tarafından gerçekleştiriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı için hazırlanan sektör raporlarında ise beyaz et sektörünün doğrudan ve dolaylı faaliyetleriyle yaklaşık 600 bin kişiye istihdam sağladığı belirtiliyor.
Bu nedenle soruşturma yalnızca şirket merkezlerini değil, çiftliklerden yem sektörüne, lojistikten ihracata kadar uzanan geniş bir ekonomik ağı ilgilendiriyor.
Türkiye’nin en büyük gıda sanayilerinden biri
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri soruşturmanın merkezindeki sektörün büyüklüğünü ortaya koyuyor.
Türkiye’de 2025 yılında tavuk eti üretimi 2 milyon 797 bin tona ulaştı. Bu miktar bir önceki yıla göre yüzde 11,3’lük artış anlamına geliyor. Aynı dönemde kesilen tavuk sayısı yüzde 9,8 artarak 1 milyar 502 milyon adedi aştı.
2026’nın ilk dört ayında ise tavuk eti üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 artarak 934 bin 960 tona yükseldi. Nisan ayında tek başına 236 bin tonun üzerinde üretim yapıldı.
Kırmızı et fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle tavuk eti uzun süredir geniş kesimler için daha erişilebilir protein kaynaklarından biri olarak görülüyor. Bu nedenle sektördeki fiyat oluşumlarına ilişkin iddialar yalnızca şirketleri değil milyonlarca tüketiciyi de doğrudan ilgilendiriyor.

Savcılık açıklamasında “tüketici aleyhine sonuç doğurabilecek” fiyatlandırma politikaları ve “temel gıda tedariki” vurgusunun öne çıkarılması da dosyanın ekonomik boyutuna işaret ediyor.
Rekabet ihlalinin ötesinde: Örgüt suçlaması
Savcılık açıklamasında dikkat çeken noktalardan biri, soruşturmanın yalnızca “fiyatları etkileme” iddialarıyla sınırlı tutulmaması oldu.
Başsavcılık, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma” suçlamasının yanı sıra ilgili mevzuat kapsamında “satıştan kaçınma” fiillerinin de soruşturma konusu olduğunu belirtti.
Türk Ceza Kanunu’nun 240’ıncı maddesinde düzenlenen satıştan kaçınma suçu, belirli bir mal veya hizmetin satılmaması nedeniyle kamu bakımından acil bir ihtiyacın ortaya çıkması durumunda cezai yaptırım öngörüyor.
Bu yönüyle dosya, klasik bir rekabet soruşturmasının ötesine geçiyor. Savcılık, bazı şirket yetkililerinin fiyat oluşum süreçlerine etki edebilecek şekilde birlikte hareket ettikleri yönünde kuvvetli şüphe bulunduğunu belirtiyor.
Rekabet Kurulu dosyasıyla kesişen şirketler
Beyaz et sektörüne yönelik soruşturma, Rekabet Kurulu’nun 2025 yılında sonuçlandırdığı kapsamlı beyaz et incelemesini de yeniden gündeme getirdi.
Kurul, sektörde faaliyet gösteren 13 teşebbüse toplam 3,7 milyar lirayı aşan idari para cezası vermişti. Kararda bazı şirketlerin rekabete hassas bilgi paylaşımı yoluyla piyasa davranışlarını etkilediği sonucuna varılmıştı.
Bugünkü soruşturmada adı geçen şirketlerin önemli bölümü o dosyada da yer alıyordu. Rekabet Kurulu süreci idari yaptırımlarla sonuçlanırken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü mevcut soruşturma ceza hukuku kapsamında ilerliyor.
Bu durum, beyaz et sektöründeki rekabet tartışmalarının adli soruşturma boyutuna taşındığını gösteriyor.
Bu kez yönetim değil denetim kayyumu
Operasyonun ardından en çok tartışılan başlıklardan biri kayyum kararının niteliği oldu.
Son yıllarda kamuoyunun yakından tanıdığı birçok örnekte TMSF şirket yönetimlerinin denetimini üstlenmiş, bazı durumlarda yönetim yetkileri doğrudan kayyumlara geçmişti.
TMSF’nin 10 Haziran 2026 tarihli verilerine göre kurumun tam kayyum olduğu şirket sayısı 1034’e, denetim kayyumu olduğu şirket sayısı ise 87’ye ulaştı. Kurumun listesinde kısmi kayyumluk kapsamındaki şirketler de ayrıca yer alıyor.
Beyaz et soruşturmasında ise savcılık ve Adalet Bakanlığı açıklamalarında özellikle “denetim kayyumluğu” vurgusu yapıldı.
Savcılık, tedbirin “soruşturma konusu eylemlerin niteliği, sektörün temel gıda tedariki bakımından taşıdığı önem ve şirket faaliyetlerinin hukuka uygun şekilde denetlenebilir olarak sürdürülebilmesi” amacıyla uygulandığını açıkladı. Bu nedenle mevcut bilgiler ışığında kararın şirket faaliyetlerinin tamamen durdurulmasını değil, yargı gözetimi altında sürdürülmesini amaçladığı anlaşılıyor.
CMK 133 hangi suçlar için uygulanabilir?
Başsavcılık, 13 şirket hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133’üncü maddesi uyarınca denetim kayyumluğu tedbiri uygulandığını açıkladı.
CMK 133, suçun bir şirket faaliyeti çerçevesinde işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe bulunması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli olması halinde şirket yönetimi için kayyum atanabilmesine imkan tanıyor. Maddede şirket yönetim organının işlemlerinin kayyum onayına bağlanması ya da yönetim yetkilerinin kayyuma devredilmesi seçenekleri yer alıyor.
Ancak maddenin dördüncü fıkrasında bu tedbirin uygulanabileceği suçlar sınırlı biçimde sayılıyor. Bunlar arasında göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, uyuşturucu ticareti, parada sahtecilik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, zimmet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt ve bazı kaçakçılık suçları bulunuyor.
Ayrıca silah kaçakçılığı, bankacılık zimmeti, hapis cezasını gerektiren kaçakçılık suçları ve kültür-tabiat varlıklarına ilişkin bazı suçlar da madde kapsamında sayılıyor.
Beyaz et soruşturmasında ise TCK 220, TCK 237 ve TCK 240; CMK 133’ün dördüncü fıkrasında sayılan suçlar arasında yer almıyor. Bu nedenle soruşturmada uygulanan denetim kayyumluğu tedbirinin hukuki dayanağı da tartışma başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Yabancı yatırımcı açısından ne anlama geliyor?
Kayyum uygulamalarının kapsamının genişlemesi yalnızca iç hukuk ve siyaset tartışması yaratmıyor. Bu kararlar yatırım iklimi açısından da yakından izleniyor.

Uluslararası yatırımcılar açısından şirket yönetimine yönelik yargısal müdahaleler, mülkiyet hakkı, hukuki öngörülebilirlik ve kurumsal yönetim başlıklarıyla birlikte değerlendiriliyor.
Özellikle geniş üretim kapasitesi, yüksek istihdam ve ihracat potansiyeli bulunan sektörlerde alınan kararların etkisi daha yakından takip ediliyor.
Hükümet ve yargı makamları ise bu tür tedbirlerin piyasa düzenini, tüketici haklarını ve soruşturmaların sağlıklı yürütülmesini koruma amacı taşıdığını vurguluyor.
Belediyelerden holdinglere uzanan süreç
Beyaz et şirketlerine yönelik yürütülen soruşturma, son yıllarda genişleyen kayyum uygulamaları zincirinin son halkası olarak görülüyor.
Kayyum uygulamaları özellikle 2016 sonrasında belediyeler üzerinden kalıcı bir tartışma başlığına dönüştü. Son yıllarda Hakkari, Van, Mardin, Batman, Siirt, Esenyurt ve Şişli gibi belediyelerde kayyum kararları gündeme geldi.
Uygulama zamanla özel sektöre de yayıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında bazı şirketlere kayyum ve denetim kayyumu atanırken, Can Holding ve ardından Ciner Grubu bağlantılı şirketlere yönelik kararlar uygulamanın kapsamını genişletti.
Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT, HT Spor, Flash Haber TV ve EKOTÜRK gibi medya kuruluşları da bu süreçte kayyum tartışmalarının parçası oldu.
Kayyum uygulamaları eğitim ve spor alanına da uzandı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde mütevelli heyetinin görevden alınarak yerine kayyum heyeti atanması ve Kasımpaşa Sportif Faaliyetler AŞ hakkındaki kararlar bunun son örnekleri arasında yer aldı.
Bu dosyayı farklı kılan ne?
Gıda sektöründe kayyum uygulaması ilk kez görülmüyor. 2025 yılında Maydonoz Döner’e yönelik soruşturmada da şirket yönetimine kayyum atanmıştı. Ancak o dosya, “FETÖ’ye finansman sağlandığı” iddiaları ve “terör” suçlamaları üzerinden yürütülüyordu.
Beyaz et soruşturmasını farklı kılan ise savcılığın açıkladığı suçlama çerçevesi.
Bu nedenle soruşturma yalnızca beyaz et sektöründeki fiyatlama iddiaları ya da kayyum uygulamalarının yeni bir sektöre uzanması nedeniyle değil, uygulanan tedbirin hukuki zemini bakımından da yakından izleniyor.
Dosyanın ilerleyen aşamalarında hem soruşturmanın kapsamı hem de denetim kayyumluğu kararının hukuki gerekçelerinin tartışılmaya devam etmesi bekleniyor.