Hürmüz’den faturaya: Enerji krizlerinde doğru destek neden zor?

Bugünkü şok, kamu bütçelerinin 2022’ye kıyasla daha kısıtlı olduğu bir döneme denk geliyor. OECD ülkelerinde kamu borcunun GSYİH’ye oranı ortalama yüzde 113’e ulaşmış durumda. Buna daha yüksek borçlanma maliyetleri, savunma harcamaları, nüfusun yaşlanması ve enerji dönüşümünün gerektirdiği yatırımlar ekleniyor. Bu tablo hem destek kapasitesini sınırlıyor hem de tasarımın önemini artırıyor

Hürmüz’den faturaya: Enerji krizlerinde doğru destek neden zor?
Yayınlama: 10.06.2026
3
A+
A-

Dr. Cem Özgüzel, Dr. Filiz Unsal ve Yannick Hemmerle*

Orta Doğu’daki çatışma ilk bakışta jeopolitik bir gelişme gibi görünse de enerji piyasasında yaşanan büyük aksamalar kısa sürede ekonominin birçok alanına yayılıp gündelik hayatı etkilemeye başladı. Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol, petrol ürünleri ve LNG sevkiyatlarında yaşanan ciddi aksamalar da yalnızca küresel enerji fiyatlarını değil; benzin fiyatlarını, üretim maliyetlerini, gübre fiyatlarını ve enflasyon görünümünü etkilemekte.

Bu etkinin bu denli güçlü olmasının nedeni oldukça açık. Hürmüz’den geçen petrol ve petrol ürünleri, deniz yoluyla yapılan küresel petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birine; LNG akışının ise yaklaşık beşte birine karşılık geliyor. Nitekim bu ölçekteki bir aksamanın fiyatlara yansımaması mümkün değil. 3 Haziran’da yayınlanan OECD Ekonomik Görünümü’nde yaptığımız analiz, fiyat baskısının Mayıs sonu itibarıyla hâlâ belirgin olduğunu gösteriyor. Ham petrol, rafine petrol ürünleri, doğal gaz, sülfür ve gübre fiyatları 27 Şubat 2026’ya kıyasla yüksek seyrediyor. Şok enerji piyasalarıyla da sınırlı kalmıyor: Orta Doğu referans fiyatlarına göre amonyak fiyatları aynı dönemde yaklaşık yüzde 59, gübre fiyatları ise yüzde 39 yükseldi. Bu artışların sürmesi, tarımsal üretim maliyetleri ve gıda fiyatları üzerinde ek baskı yaratabilir.

Dolayısıyla bu kriz, yalnızca enerji piyasasında yaşanan sınırlı bir fiyat hareketi değil. Hanehalkı bütçelerini, firmaların üretim maliyetlerini, tarımsal girdi fiyatlarını ve kamu maliyesini aynı anda etkileyen daha geniş bir ekonomik şok. OECD’nin Haziran 2026 Ekonomik Görünümü’nde bu şokun makroekonomik etkilerini iki senaryo altında ele alıyoruz. Enerji fiyatlarının kademeli olarak gerilediği sınırlı aksama senaryosunda bile küresel büyümenin 2025’teki yüzde 3,4 seviyesinden 2026’da yüzde 2,8’e yavaşlaması, G20 enflasyonunun ise 2026’da yüzde 4,0’a yükselmesi bekleniyor.

Politika yapıcılar için sürece dair zorluk burada başlıyor: Hükümetler haneleri ve firmaları korurken, bütçeye kalıcı yük bindirmeyen ve enerji tasarrufu teşviklerini zayıflatmayan destekleri nasıl tasarlayabilir?

Aynı enerji şoku her ülkeyi aynı şekilde etkilemiyor

Enerji fiyatlarındaki dalgalanma tüm ülkeleri aynı şekilde etkilemiyor. Bir ülkenin enerji ithalatına ne kadar bağımlı olduğu, petrol ve gazı hangi bölgelerden tedarik ettiği ve kısa vadede kullanabileceği stratejik stoklarının büyüklüğü krizin etkisini belirleyen temel unsurlar arasındadır. Kamu bütçesindeki hareket alanı da kritik bir öneme sahip: Borçlanma maliyetlerinin yüksek, bütçe açıklarının geniş olduğu ülkelerde hanehalkını ve firmaları desteklemek daha zor hale geliyor. Bu nedenle aynı küresel fiyat artışı bazı ülkelerde sınırlı bir maliyet baskısı yaratırken; diğerlerinde enflasyon, dış denge ve kamu maliyesi üzerinde daha belirgin bir baskıya dönüşebiliyor.

Petrol ve gaz ithalatına bağımlılık ülkeler arasında belirgin biçimde farklılaşıyor

Petrol ve gaz ithalatı, GSYİH’ye oranla, 2024

Not: Grafik, petrol ve gaz ithalatının GSYİH’ye oranını göstermektedir. Çubuklar ithalatın Orta Doğu ve dünyanın geri kalanından gelen kısmını ayırmaktadır. Orta Doğu; Bahreyn, İran, Irak, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsamaktadır. Petrol ve gaz; ham petrol, rafine petrol ürünleri ve petrol gazlarını içermektedir. Boru hattı gaz ticareti dahil değildir.
Kaynak: OECD Balanced International Merchandise Trade Dataset; OECD Ekonomi Departmanı hesaplamaları.

Türkiye’nin konumu bu açıdan önemli bir ayrımı ortaya koyuyor. OECD Ekonomik Görünümü’ne göre Türkiye net enerji ve gübre ithalatçısı olduğu için yüksek enerji fiyatları cari denge ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Bununla birlikte petrol, gaz ve gübre ithalatının büyük bölümü Basra Körfezi kaynaklı olmadığından doğrudan tedarik riski görece sınırlı. Ancak bu tablo tam bir güvence sunmuyor. OECD Ekonomik Görünümü’ndeki doğrudan ve dolaylı enerji bağlantıları analizi, gerçek maruziyeti ölçmek için yalnızca doğrudan ithalata bakmanın yeterli olmadığını gösteriyor. Tedarik zincirleri üzerinden yayılan dolaylı etkiler, özellikle rafine petrol, elektrik, kimya, taşımacılık ve makine girdileri üzerinden birçok sektörü etkileyebiliyor. Türkiye için büyümenin 2026’da yüzde 3,1, 2027’de yüzde 3,8 olması beklenirken, yıllık manşet enflasyon Mayıs 2026’da yüzde 32,6 seviyesindeydi. Enerji fiyatlarındaki kalıcı baskı, dezenflasyon sürecini yavaşlatabilecek temel risklerden biri olarak öne çıkıyor.

Enerji fiyatlarındaki artış en çok dar bütçeli haneleri etkilemekte

Enerji şoku her kesimi aynı seviyede etkilemiyor. Türkiye’deki hanehalklarının toplam tüketim harcamalarında enerjiye ayırdıkları pay diğer OECD ülkelerinin ortalamasına benzer seviyelerde. Fakat bu ortalama değerin gizlediği en önemli husus, tüketim sepetindeki enerjiye yapılan harcama oranının gelir grupları arasında aynı olmaması.

Türkiye’de elektrik, doğal gaz ve diğer yakıtların tüketici sepetindeki payı, en düşük gelir grubunda en yüksek gelir grubunun yaklaşık iki katına yaklaşıyor. Bu durum Türkiye’ye özgü değil; OECD ülkelerinin neredeyse tamamında düşük gelirli haneler enerji maliyetlerini bütçelerinde daha ağır hissediyor. Ama gelir gruplarının arasındaki makasın genişliği,ülkeden ülkeye değişmekte ve de destek politikalarının niteliğine bağlı.

Maliyet yükü firmalar tarafında da eşit dağılmıyor. OECD ülkelerini kapsayan bir araştırmaya göre, taşımacılık, tarım, petrokimya, metal sanayi ve enerji yoğun imalat gibi sektörler fiyat artışlarını daha doğrudan hissediyor. Küçük firmalar ise sınırlı nakit tamponları ve maliyetleri müşterilere yansıtma güçlükleri nedeniyle daha kırılgan bir tablo sergilemekte.

Hükümetlerin verdiği desteklerin tasarımı önemli

Enerji fiyatlarındaki hızlı artışının etkilerine karşı hükümetler çeşitli önlem paketleri açıkladı. OECD Energy Support Measures Tracker üzerinden izlediğimiz önlemlere dayanan OECD Ekonomik Görünümü’ne göre, 18 Mayıs 2026 itibarıyla 31 OECD ülkesi ve 15 OECD dışı ekonomi en az bir destek önlemi açıklamıştı. En yaygın önlemler yakıt vergisi indirimleri, fiyat düzenlemeleri ve pompada fiyat artışlarını sınırlamaya dönük müdahaleler oldu. Bazı ülkeler ise kırılgan hanelere veya tarım ve taşımacılık gibi enerji fiyatlarına daha hassas sektörlere hedefli destek sağladı.

Ancak desteklerin tasarımı da çok önemli. OECD ülkelerinde doğrudan maliyeti olan önlemlerin yaklaşık yüzde 78’i geçici, yani açık bir bitiş tarihi olan ya da tek seferlik müdahale olarak tasarlanmış önlemlerden oluşuyor. Yaklaşık yüzde 44’ü belirli hanehalkı, firma ya da sektör gruplarını hedefliyor. Hem geçici hem de hedefli olan önlemlerin payı ise yüzde 37. Geçmiş krizlerden edinilen dersler, desteklerin bütçeye kalıcı yük oluşturmaması ve en çok ihtiyaç duyan kesimlere ulaşması için zaman yönünden sınırlı ve hedefli tasarlanması gerektiğini gösteriyor.

2022-23 enerji krizinin bize öğrettiği 800 milyar dolarlık ders

Krizlerin yarattığı etkileri sınırlandırmak için hükümetlerin hızlı önlemler alması fakat bunu yaparken bu iki hususu göz ardı etmesi yeni bir durum değil. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından patlak veren 2022-23 enerji krizi, geniş tabanlı desteklerin ne denli hızlı büyüyebildiğini somut biçimde gösterdi. Avrupa başta olmak üzere pek çok ülke, Rus doğalgazına bağımlılığın faturasını öderken bir yandan da vatandaşlarını artan enerji maliyetlerinden korumaya çalıştı. 41 OECD ve ortak ekonomide açıklanan destek önlemleri 2022’de yaklaşık 400 milyar, 2023’te ise 405 milyar dolar düzeyine ulaştı. Ortanca OECD ekonomisinde bu GSYİH’nin yaklaşık yüzde 0,7-0,8’ine karşılık gelirken bazı ülkelerde yüzde 2,5’i aştı. Bu harcamaların yaklaşık yüzde 80’i hedeflenmemiş önlemlerden oluşuyordu. Yani destekler çoğu zaman belirli bir gelir grubu, kırılganlık ölçütü ya da sektör hassasiyeti üzerinden sınırlandırılmadı.

Bu tablodan üç temel ders çıkarılabilir. Birincisi, destek hedefli olmalı. En kırılgan hanelere ve enerji şokundan geçici olarak etkilenen ama yapısal olarak sağlıklı firmalara odaklanmak hem mali yükü düşürür hem de desteğin etkinliğini artırır. İkincisi, destek geçici olmalı. Açık bitiş tarihi ya da otomatik çıkış mekanizması olmayan önlemler, fiyatlar normale döndükten sonra bile bütçede kalmaya devam ediyor. Üçüncüsü, fiyat sinyali korunmalı. Destek, haneleri ve firmaları korurken enerji tasarrufu yapma teşvikini tamamen ortadan kaldırmamalı. Çünkü arzın kısıtlı olduğu dönemlerde tüketimi azaltma güdüsü de politikanın bir parçasıdır.

Bir sonraki krize bugünden hazırlanmanın önemi

Bugünkü şok, kamu bütçelerinin 2022’ye kıyasla daha kısıtlı olduğu bir döneme denk geliyor. OECD ülkelerinde kamu borcunun GSYİH’ye oranı ortalama yüzde 113’e ulaşmış durumda. Buna daha yüksek borçlanma maliyetleri, savunma harcamaları, nüfusun yaşlanması ve enerji dönüşümünün gerektirdiği yatırımlar ekleniyor. Bu tablo hem destek kapasitesini sınırlıyor hem de tasarımın önemini artırıyor.

Asıl mesele kriz dönemiyle sınırlı değil. Enerji arzını çeşitlendiren, enerji verimliliğini artıran ve sosyal destek sistemlerini hızlı ama hedefli çalışacak şekilde önceden güçlendiren ülkeler, bir sonraki şoka daha dayanıklı ve hazırlıklı girer. Enerji krizlerinin tamamen önüne geçilemese de, kimlerin ne kadar etkileneceği, alınacak önlemlerin bütçeye ne kadar yük bindirileceği ve krizlerin ekonomide bırakacağı hasarın derinliği büyük ölçüde önceden yapılan tercihlere bağlı. Bu nedenle bugünkü kriz yalnızca fiyatları değil, ülkelerin bu tip krizlere karşı ne kadar hazır olduğunu da test ediyor.

Kaynaklar:

OECD Economic Outlook, Volume 2026 Issue 1 (https://doi.org/10.1787/2d1956f0-en);

OECD Energy Support Measures Tracker (https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/economic-outlook/oecd-energy-support-measures-tracker.html).

( ALINTI )

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.