Türkiye’de demokrasi, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık tartışmalarına odaklanan “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”, 13-14 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İki gün boyunca farklı oturum ve …
Türkiye’de demokrasi, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık tartışmalarına odaklanan “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”, 13-14 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İki gün boyunca farklı oturum ve başlıklarla siyaset, sanat, akademi ve sivil toplumdan çok sayıda ismi bir araya getirecek geniş kapsamlı konferansta; Kürt meselesinden toplumsal barışa, demokratikleşmeden, ayrıştırılan, kutuplaştırılan, ötekileştirilen, parçalanmaya çalışılan toplumların sorunlarını tartışarak. Toplumun ve bireyin özne olduğu demokrasiyi içselleştiren sistemde barışın toplumsallaşmasının zeminini sağlamayı amaçlıyor.
Yeni Yaşam Gazetesi’nden Nezahat Doğan, konferansın çağrıcılarına konferansa dair amaç ve beklentilerini sordu.
Çağrıcılardan, görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, konferansa “Yıllardır demokratik bir gelecek ve halkımızın ortak değerlerde buluşması için çaba gösterdik. Bugün görüyoruz ki, birçok şahsiyet, kimlik ve kültürüne sahip olan insanlar bu sürece sahip çıkıyor. Bu önemli bir gelişmedir. Kürtleri yalnızlaştırma politikasından kurtaran bir gelişmedir, bir açılımdır. Biz bu ülkede demokratik bir gelecek, demokratik bir Cumhuriyet için çaba gösteriyoruz. Bunun sağlanması için her kesimden ortaya konacak çabalar çok değerlidir. Ben inanıyorum ki bu süreci doğru bir şekilde, hep birlikte el ele vererek başarıya ulaşması için çaba göstereceğiz ve barışa kavuşmuş olacağız” diye konuştu.
Siyaset bilimci Ali Bayramoğlu, “Birçok açıdan Cumhuriyetin demokratik değişimi önemli. İçinde bulunduğumuz koşullar büyük bir demokrasi eksikliğini bize gösteriyor. Bu toplumun parçalara bölünmesi haksızlıklara uğraması, adalet ve politikasının iflası gibi pek çok sorunlara yol açıyor. Kurulmuş cumhuriyetimiz değerli bir cumhuriyet, ama hiç demokratik olmadı. Ayrıca Kürt meselesinin asli sorunları, vatandaşlık tanımı, yerel yönetimler gibi sorunlar hiç tartışılmıyor. Bunların da tartışılması ve demokrasiyle Kürt meselesi arasındaki bağım dilemini gösterilmesi bakımdan önemli” ifadelerini kullandı.
İHD Onursal Başkanı Akın Birdal ise “Farklı kimliklerden, inançlardan, kültürlerden bütün canlar bir araya geldik aynı muratla… Eşitlik ve özgürlük temelinde barışçıl bir Türkiye’de birlikte yaşayalım diye. Birlikte yaşamanın koşulları demokratikleşme ve barışla olacak. Demokratik, özgür, barışçıl bir Türkiye’nin inşasına katkı vermek için cumhuriyetin demokratik değişimini daha güçlü sahiplenmeliyiz” diye konuştu.
Yazar Ayşegül Devecioğlu, şunları ifade etti: “Yüzyıldır içinde yaşadığımız Cumhuriyet, bizim yaşamımızı düzenleyen, kurallar bütünü olarak kurulmuş ve bu haliyle sadece farklı etnik ve dinsel kesimleri değil, aynı zamanda mevcut yapısıyla sınıfları ve ezilenleri dışarıda bırakıyor. Bu ülkenin önümüzdeki yüz yıl içinde insanca yaşayabilmesi için, eşit, özgür, doğası yok edilmeden, ekolojik felaketlere uğramadan, refah içinde, adil bir gelir bölüşümüyle yaşayabilmesi için bizim mevcut yapıyı tartışmamız, tartışmakla da yetinmeyip dönüştürmemiz gerekiyor.”
Diğer çağrıcıların mesajları da şöyle:
Çilem Küçükkeleş
“Yüzyıllık bir cumhuriyet deneyimi var ve bu cumhuriyet maalesef hepimizin cumhuriyeti olamadı. Hatta geride bıraktığı yüzyıl acılı ve kanlı bir yüzyıl oldu. Bu yaşam hepimizi etkileyen ve hayatını belirleyen bir şeyse; bunu bir meclis ve hukuk meselesi, sadece siyaset, siyasi partiler meselesi değil, tam da toplumsal bir meseleye evrilmesi ve çevrilmesi gerekiyor. Şimdi toplum konuşmalı ve yeni yüzyılı toplum tarif etmeli.”
Diba Keskin
“Cumhuriyetin demokratik dönüşümü bizim için elzemdir. Kadın olarak, dindar olarak, Kürt olarak ötekileşmeden insanlık değerlerinde yaşamak, ortak hukukta ve ortak insanlık değerlerinde buluşmak için önemlidir. Ötekileştirilmeden, yok sayılmadan, kendinden, dilinden, varlığından, inancından utandırılmadan yaşamak… Kendi inandığımız duygularla yaklaştığımız bu meseleyi diğer taraftara anlatabilmek, inandırabilmek ve onlar olamadan başaramayacağımızı gösterebilmek için bu konferans çok önemli.”
Doğu Ergil
“Cumhuriyetin kurucu anayasası ile yeni bir ulus oluşturmak ve ona uygun bir yasal çerçeve çizmek amaçlamıştı. İlk dönem anayasasının temel ilkeleri altı okta belirtilmiştir. Orada demokrasi yoktur ve bu bir sürü soruna yol açtı. Ülkeyi vatan olarak benimsemiş olan pek çok grup burada kendisine yer bulamadı. Kimliğinin kabulünde zorluk çekti. Yasalar onları içine alacak kadar esneyip demokratikleşemedi. Ve hep merkezden yönetim gibi otoriter bir anlayış egemen oldu. Şimdi artık bunun değişmesi gerekiyor. Artık bu cumhuriyetin demokratikleşmesi gerektiği ortaya çıktı. Hep birlikte bunu değiştirme gücümüz var.”
Ender İmrek
“Geriye dönüp yüz yıllık cumhuriyet tarihine bakınca neden gerekli olduğunun yanıtını vermek mümkün. Halkların, inançların, kültürlerin, emeğin karşılık bulmadığı, baskılandığı rejimlerde; inanç, diller, kültürler bakımından olması gereken demokratik bir cumhuriyet. Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i ile halkların eşit olduğu; Alevi, Sünni, Hıristiyanı’yla inançların eşit ve özgür birlikte yaşayabileceği bir demokratik cumhuriyet hepimize gerekli. Çünkü bu toprakların mayasında bu var.”
Erdoğan Aydın
“Cumhuriyet’in demokratik dönüşümü, Türkiye’nin öncelikle olağanüstü hâl yönetimi geleneğinden kurtulabilmesi demek… Bu bağlamda Cumhuriyet’in demokratikleşmesi, Türkiye’nin gerçek bir cumhuriyet haline gelebilmesi, yani toplumun belirleyici, devletin ise düzenleyici hale gelebilmesi demek. Oysa mevcut cumhuriyet, modern bir dönüşümü temsil etmekle birlikte, egemenlerin toplumu gütme yetkisinde hiçbir değişim getirmedi. Cumhuriyet’in demokratik dönüşümü, sosyal hayatımızın da yapısal dönüşüme uğraması demek… Yani sömürülenler ve ezilenler başta olmak üzere halkın haklarına kavuşabilmesi, kapitalist sömürünün, eşitsizliğin, hukuksuzluğun, asimilasyonun püskürtülebilmesi, yöneticilerin adalete mecbur bırakılması demek…”
Fadıl Bedirhanoğlu
“Demokrasinin olmadığı yerlerde ya totaliter rejimler var ya da değişik rejimler vardır. Bunlar zulüm rejimleridir ve zulümle ayakta dururlar. Demokrasi de bu zulümlerin son bulması ve bir arada yaşayabilmek için bir yoldur. Uzun bir süredir bir süreç başlatıldı ama tek taraflı adımlarla ilerletiliyor. İlerlemesine katkı sumak “ben demokratım” diyorsak hepimizin görevidir. Eğer toplumun bir duyarlılığı olmazsa iktidarı elinde tutanlar onu es geçer, görmezden gelirler ve erteleme yöntemleriyle geride bırakırlar. O nedenle bu konferans sorunları tartışmak, kamuoyunu da doğru tartışma zeminine çekmek için önemlidir.”
Fatma Bostan Ünsal
“Türkiye geçmiş yüzyılda maalesef pek çok sorunla yaşadı. Bir tanesi de benim de doğrudan içinde mağdur olduğum İslamcılarla problemdi ve hukuk dışına çıkmıştı. Başörtülü kadınlar eğitim, çalışma ve siyaset alanından dışlandılar. Bu konuda şimdi bir mesafe alındı ama daha ağır bir sorunumuz var: Kürt meselesi… Bu mesele çözülmediği için binlerce insanımızı kaybettik, trilyonlarca dolar ekonomik zarara yol açtı. Çözülmediği için hukuk devletinin dışına çıkıldı. Faili meçhul cinayetler, Cumartesi Anneleri’nin her hafta hatırlattığı gerçekler, köy yakmalar, Diyarbakır cezaevlerini acıyla hatırlıyoruz. Şu an bir çözüm aşamasındayız. Sorunu hep birlikte çözebileceğimiz bir zemini yaratma sorumluluğu da hepimizde.”
Ferhat Kentel
“Yüzyıldır bu topraklarda bir devlet geleneği yaşıyoruz. Bu devlet geleneği tabi ki bir ilerleme, bir değişim kaydetti ama bu herkes için aynı oranda gerçekleşmedi. Bu yüzyıllık macerada çok fazla sorun yaşandı, çok fazla insan mağdur oldu. Bu devamlılıktan artık çıkmak lazım. Bu cumhuriyet diye kurduğumuz, emin olduğumuz, dört başı mağmur, üç aşağı beş yukarı ilkeleri olan şeyi artık demokratikleştirmek gerekiyor. Çünkü iyileşmesi gereken çok büyük oranda insanların memleketi burası.”
Gültan Kışanak
“Demokratikleşme yönünde atılacak adımlar olmadan bu ülkenin hem yapısal sorunlarının hem güncel sorunlarının çözülmesinin mümkün olmadığını düşünen insanlar olarak buradayız. Bu konferansla demokratikleşme konusundaki tartışmalara hayatın farklı pencerelerinden dışarıya bakan, farklı kesimlerini bir araya getirerek ortak demokratikleşme ekseninde ortak bir yol açmaya davet ediyoruz. Neyin iyi olduğunu ve bu yolu nasıl yürüyeceğimizi de konuşmamız gerekiyor.”
İhsan Eliaçık
“Türkiye hepimizin ülkesi. Türk, Kürt, Alevi, Sünni; zengin, yoksul; kadın, erkek; herkes. 86 milyon insan yaşıyor bu topraklarda. Ve cumhuriyet kuralı yüzyıl oldu. 2. yüzyılda cumhuriyetin demokratik dönüşümü, bu sorunları tartışmak ve birlikte çözmek için önemli. Çünkü hala bekleyen sorunlar var. Cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırılması, Kürt sorununun çözülmesi, laiklik ve din meselesinin yoluna konulması, ekonomik gidişatın çözümlenmesi, zengin yoksul arasındaki uçurum ve çeşitli kesimler arasında devam etmekte olan sorunları çözmek için demokratik dönüşüm için bize bir fırsat.”
Kuban Kubat
“Cumhuriyetin demokratik dönüşümü sadece siyasetçilerin değil toplumun ve toplumsal kesimlerin de görevi ve sorumluluğu. Bunu gerçekleştiremediğimiz takdirde, bir yüzyıl daha benzer problemlerle, benzer sorunlarla boğuşma ihtimalimiz çok yüksek. Ayrıca kültürel ve siyasal anlamda zenginleşmemizin, önümüzün açılmasının, gerçekten özgür ve hür olabilmemizin yolu da cumhuriyeti demokratikleştirmekten geçiyor. Ve bunun önünde çok ciddi engeller var. Ama toplumsal kesimlerin bunu aşabilecek güçte olduklarına inanıyorum hep birlikte yapabiliriz.”
Levent Köker
“Türkiye Cumhuriyeti olan bu devletin demokratik olduğunu söylememiz mümkün değil. Çok partili siyasi hayatın varlığı ve dönemsel olarak seçimlerin yapılıyor olması, demokrasinin koşullarındandır ama demokrasinin varlığı için yeterli değildir. Türkiye tarihi askeri darbe dönemlerinde veya yargı organları eliyle kapatılan çok sayıda siyasi partinin tarihidir. Buna ek olarak Türkiye Cumhuriyeti, seçmenlerin sınırlı tercih imkânları içinde belirleyebildiği merkezi iktidarların güçlü, buna karşılık halkın doğrudan etkili bir biçimde müdahale ve yönlendirme imkanına sahip olduğu yerel ve yerinden yönetimlerin merkeze bağımlı olduğu aşırı merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Cumhuriyet’in Demokratik Dönüşümü, yüzyılı aşkın bir zamandır demokrasi bakımından sahip olduğu eksiklik ve zaafları gideremeyen Türkiye’de köklü bir siyasi yeniden yapılanma arayışını ifade etmektedir.”
Mehmet Bekaroğlu
“Karınca misali, inatla daha iyi bir demokrasi, daha gelişmiş bir demokrasi, ülkede barışının, bölgede barışının tesis edilmesi, herkesin hakkı, özgürlüklerinin ilerleyebilmesi, güvence altına alınması için mücadeleye devam ediyoruz. Biraz da karınca misali, her seferinde de biraz daha ileri gitmeye çaba gösteriyoruz. Umarım bu sefer başarabiliriz.”
Mesut Yeğen
“Yürüyen bir çözüm süreci var. Fakat bu süreç tek başına Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından yeterli değil, ama Türkiye’nin büyük demokrasi meselelerinin çözülmesinde bir ilk adım olabilir. Türkiye demokratik bir cumhuriyet olmaya neredeyse hiçbir zaman yaklaşmadı, zaman zaman yaklaştığı anlar oldu ama özellikle son 10 senedir çok uzaklaşmış durumdayız. Artık dönmemiz gerekiyor demokrasiye. Bu yönde çok güçlü toplumsal talep de var. Bu çözüm sürecine bir vesile olabilir gibi görünüyor.”
Nuray Türkmen
“Bu coğrafyada pek çok sorun var ve bu sorunların çözülmesi gerekiyor. Başlı başına bir çözüm iradesi gösterebilmek önemli olduğu için cumhuriyetin demokratikleşmesi de önemli. Bu topraklarda yaşıyorsak bir öznesiysek bunun için talibiz diyoruz. Bütün dünyada iktidarların, sermayenin güçlendiği, hegemonyanın arttığı, burada iktidarın güçlendiği bir yerde biz buna rıza göstermiyoruz ve bu demokratikleşmek zorunda diyoruz. Bir zorunluluk ve sorumluluk gereği aydınlar olarak, akademisyenler olarak demokratikleşme çağrısı yapıyoruz.”
Pakrat Estukyan
“Silahsız ve çatışmasız bir ülke istiyoruz. Birbirimizi dinleyebildiğimiz, sorunlarımızı konuştuğumuz bir ülkeye ihtiyacımız var. Bu ülke ancak demokrasi şartlarında, ifade özgürlüğünün geçerli olduğu şartlarda mümkün olabilir. Cumhuriyetimizi demokratikleştirmeliyiz fikirlerin serbestçe ifade edilmesini sağlamalıyız. Bunu yapabilmek içinde her platforma hepimizin konuşacağı zeminler yaratmalıyız. Bu konferans tam da neyi nasıl yapabilirizi tartışacağımız alan olduğu için çok önemli.”
Rıza Türmen
“Demokrasinin ortadan kaldırıldığı bir dönemde düzenlenen bu konferans; Eşitlikçi, özgürlükçü, yeni bir demokratik cumhuriyet nasıl kurulur? Bu çerçevede Kürt sorunu nasıl çözümlenir? Bunlara cevap arıyor… Bu konferansın başka bir önemi de, geçmişten gelerek, yanlışları görerek, durumlardan ders alarak ortaya bir irade koymak, yeni bir cumhuriyetin, demokratik bir cumhuriyetin inşası için kurucu bir irade koymaktır ve hepimizin sorumluluğu büyüktür.”
Şebnem Korur Fincancı
“Bugün Türkiye’de bir gazeteci, bir avukat, bir belediye başkanı, bir akademisyen ne söyleyebileceğini değil ne söylerse içeri gireceğini düşünerek konuşuyor. Bu otosansür, görünmez ama en derin baskı biçimini işaret ediyor. Bu konferansın kıymeti ise eleştiriyi aşıp kurucu bir irade ortaya koyma çabasıdır. Biz aktivistler olarak da artık yalnızca ‘hayır’ demekle yetinemeyiz, ‘bunun yerine ne’ sorusunu taşımak zorundayız. Cumhuriyetin demokratikleşmesi, tüm kimliklerin ve inançların eşit yurttaşlık temelinde var olabildiği, çoğulcu ve katılımcı bir düzenin inşası anlamına geliyor.
Şükrü Aslan
“Türkiye toplumunun çoğul sosyolojik dokusunun siyasi alanda, toplumsal alanda, kültürel alanda kendini bulabilmesi için gerekli. Cumhuriyetin ilanında bu çoğul doku tespit edilmiş olmasına rağmen önerilen siyasi proje tekil olduğu için, tekçi olduğu için ciddi sorunlar doğurdu ve bugüne kadar devam etti. Bu sorunların çözülmesi ve o sosyolojik doğal dokuya uygun siyasal ve toplumsal bir inşası büyük bir ihtiyaç, barışın da anahtarı.”
Vahap Coşkun
“Cumhuriyet, demokratik kodlar üzerine inşa edilmedi. Aksine, kurucu kadro bu topraklardaki farklı kimlikleri barış içinde bir arada yaşatacak demokratik bir anlayış yerine, tek tipleştirmeyi dayatan otoriter bir temel üzerinde yükseldi. Etnik, mezhebi ve yaşam tarzları farklıklarından kaynaklı birçok çatışma yaşandı ve Türk-Kürt, Alevi-Sünni ve seküler-muhafazakâr gerginlikleri bir asra damga vurdu. Zaman zaman failler ve mağdurlar yer değiştirse de demokrasi açığıyla malul Cumhuriyet, sürekli mağduriyet üretti. İşte bu mağduriyetlerin nihayet erdirilmesi ve herkesin rahat bir nefes alması için Cumhuriyet’in yapısal bir değişikliğe gitmesi gerekiyor.”
Yakın Ertürk
“Demokrasinin tamamen törpülendiği ve yok olduğu bir dönemde hala Türkiye’de cumhuriyetin ikinci yüzyılında ortak yaşamımızda birbirimizi kucaklayabileceğimiz, kimsenin geride kalmadığı bir toplum yaratmak inancımızın demokrasiden geçtiği düşüncemiz bu konferansı gerekli kıldı. Çok değişik sesler ve fikirlerin ifade edileceğini düşünüyorum. Uzun zamandır Türkiye’de çeşitli çevreler otoriterleşmeye karşı demokrasinin yollarını birbirimize uyarlayarak nasıl bir hukuka dayalı bir toplum yaratabiliriz onun arayışı içindeyiz. Bu konferans da bu arayışın temel taşını oluşturacaktır.”
( ALINTI yeniyasamgazetesi9.com/demokratik-donusum-hepimiz-icin )