Hafta başından beri çok ilginç bir kitabı okuyorum. “Babam Mustafa Pertev Zapsu, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin hemen akabinde, kaçak olarak Marsilya ve Rotterdam üzerinden Almanya’ya gitti. Ondan uzun süre haber alamadık…” Türkiye’nin son 30 …
Hafta başından beri çok ilginç bir kitabı okuyorum.
“Babam Mustafa Pertev Zapsu, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin hemen akabinde, kaçak olarak Marsilya ve Rotterdam üzerinden Almanya’ya gitti. Ondan uzun süre haber alamadık…”
Türkiye’nin son 30 yıldaki en büyük başarı hikayelerinden biri olan BİM Mağazalarının hikayesi işte bu modern roman cümlesiyle başlıyor.
Bu sadece bir ailenin değil bütün Türkiye’nin hikayesi
Her sayfasını büyük ilgiyle okudum.
Çok samimi, çok duru, çok anlaşılır bir Türkçeyle yazılmış.
Bu sadece girişimci bir ailenin hikayesi değil.
Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin 75 yılının da hikâyesi.
Toplumun her kesiminden, her siyasi düşüncesinden, her inançtan insanların ödedikleri bedellerin bir bilançosu.
İçinde işletme fakültelerinde okunacak onlarca “case study” örneği var.
Aynı zamanda bugün Silivri’de yazılmakta olan bir siyasi tarihe ışık tutacak çok ilginç olaylar var.
Ama önce aileden başlayayım.
Dedem ‘Kürdistan’a ‘Kürdistan’ dedi diye “Kürtçü” olarak damgalandı
BİM Mağazalarının kurucu babası olan Aziz Zapsu’nun hikayesi dedesi Abdurrahim Zapsu’nun tanımı ile devam ediyor:
“İnançlı bir insan olan dedem, ona yakıştırılan ırkçılığa kesinlikle karşı olmasına rağmen Osmanlı devletinin dağıldığı bir devrede o tarihlerde Kürdistan denilen ve Kürtlerin çoğunlukla yaşadıkları bölgenin birliğinin korunması için yaptığı çalışmalardan dolayı ve yazılarının, şiirlerinin bir kısmını Kürtçe yazdığı için Kürtçü olarak damgalanmıştı.”
Oysa dedesinin anne tarafı Bedirhan ailesine mensup bir Kürt, baba tarafı Arapmış…
Kimdir bu Geylan Abdülaziz Zapsu?
Ailenin hayatı sürgünle başlamış.
Bundan sonraki bölümde Almanya’da geçen uzun bir süre var ve 1995’lerde BİM’in kuruluş aşamasına geliniyor.
Kimdir BİM’i kurma fikrini ortaya atan ve bunun etrafında başarılı bir ortaklık sistemi oluşturan Aziz Zapsu…
Ya da tam adıyla Geylan Abdülaziz Zapsu?
Muhafazakâr bir ailenin çocuğu.
Bugünlerde “muhfazakâr” olmanın tarifi biraz karışık.
O kendi ailesini şöyle anlatıyor:
Devrimci değilim evrime inanan bir muhafazakârım
“Bizim aile yapımız da muhafazakârdır, ama galiba bugün anlaşılan, daha doğrusu yanlış anlamlandırılan anlamda bir muhafazakârlık değil bu.
İnançlı bir insan olmamın dışında, ben, daha çok eskiden gelen güzel geleneklerin korunması gerektiğini düşündüğüm için kendimi muhafazakârlardan sayıyorum.
Kelimeyi ideolojik değil hakiki anlamıyla, yani muhafaza etme, gelecek kuşaklara aktarma diye algılıyorum. Bu değerleri etik buluyorum, estetik buluyorum ve faydalı buluyorum; bu anlamda devrimci değilim, evrime inanıyorum.”
Philippe Starck
Gelenekçi ama ofisini Philippe Starck döşemiş
Zapsu, gelenekçi ama, bazı konularda tam aksine çok modernist.
Mesela Azizler Holding binasındaki ofislerini Han Tümertekin tasarlıyor.
Kullandığı ofis mobilyalarının tasarımı ise Philippe Starck’a ait.
Yani, ‘Louis Ghost Chair’ denilen şeffaf plastik sandalyeyi dünyaya tanıtan, çağdaş tasarım aleminin en etkili isimlerinden birine.
Sabri Ülker neden ortaklıktan çekiliyor?
BİM, “muhafazakâr bir iş birliği ruhu” ile kuruluyor.
Önerdiği modelde, hisselerin yüzde 40’ı ve şirket yönetimi Zapsu ailesinde olacak, yüzde 30’ar hissesi ise Ülker ve Topbaşlar da…
Murat Ülker taraftar ancak babası Sabri Ülker, son anda “Biz doğru bir iş yapmıyoruz. Bu mağazalarla kendi müşterimize rakip oluyoruz” diyerek çekilince, Fatih Saraç aracılığıyla Suudlu yatırımcı Yasin Kadı devreye giriyor.
O gün bu şirkete 23,5 milyon dolar koyanlar bugün ne kazandı?
İlk yatırım miktarı 23,5 milyon dolar oluyor.
Yani Zapsu ailesi 9,5 milyon, iki ortağı 7’şer milyon dolar yatırıyor.
Bugün baktığınız zaman karlı bir iş mi olmuş?
2005/2006’da şirkete 600 milyon dolar değer biçilmiş.
Demek ki 23.5 milyon 10 yılda 600 milyon dolar olmuş.
Peki bugün?
Aziz Zapsu’nun hesabı şöyle:
“Bugün BİM’in piyasa değeri dolar kuruna göre takribi 350 misli olduğuna göre, o tarihte bize güvenip bu işe giren yatırımcılarımıza mahcup olmadığımız görülür.”
Alman Aldi mağazasında gizlice çekim yaparken yakalanıyor
Kuruluş çalışmaları sırasında, Avrupa’daki benzer mağazaların hepsini gezmişler.
Hatta Almanya’da Aldi mağazalarını gezerken, gizlice görüntü almaya çalışmışlar mağazanın güvenlik elemanlarına yakalanmışlar.
Meğer güvenlik görevlisi de mağaza müdürü de Türk’müş.
O Türk müdürü daha sonra BİM’e transfer etmişler.
Böyle çok eğlenceli anekdotlar da var.
Şişli Belediyesi’nin mühürleri sorunu nasıl, neyle aşıldı?
En çok ilgimi çeken bölümlerden biri tabi ki belediyelerle ilişkileri…
Bunlardan iki örnek var ki, Silivri savcı ve hakimlerinin okumalarını çok isterdim.
Biri dönemin Şişli Belediye Başkanı ile ilgili…
Tabi ki CHP’li bir belediye.
Sık sık gelip mağazalarını mühürlüyorlarmış.
Devamını onun ağzından dinleyelim:
“Bir gün Galatasaray Başkanı Mehmet Cansun aradı, rutin sohbetimizi yaptık. Laf arasında, Şişli Belediye Başkanı’nın benimle tanışmak istediğini ve yemeğe davet ettiğini söyledi. Herkes bir nezaket yemeği sırasında konuyu açmamı ve sorunu çözmemi beklediklerini söylüyordu. Ben katılmadım ama o tarihlerde Operasyon Komitesi Başkanı olan Jos Simons, Galip Bey ve Üzeyir, Başkan’ı ziyaret ettiler ve birlikte bir yemek yediler. Jos, Başkan’ın samimiyetinden çok etkilenmiş görünüyordu.”
Bir çöp kamyonu ve bir çöp konteynırı aldık çözüldü
Zapsu devam ediyor:
“Güzel geçtiğini anladığım bu yemekte Başkan kendilerine detaylıca ilçenin sorunlarını ve ihtiyaçlarını anlatmış. Neticede bizimkiler belediyeye yardım etmek gerektiği kanaatine varmışlar ve bunu da bana bildirdiler. Bunun üzerine, yanlış hatırlamıyorsam, biz de bir çöp kamyonu ve bir miktar çöp konteynerini belediyeye bağışlayarak faaliyet göstereceğimiz ilçeye katkıda bulunmaya karar verdik. Bir süre sonra sorunlarımız çözüldü ve Şişli’de hızla genişlemeye başladık.”
Fatih Belediyesi güreş takımına malzeme ve yardım
İkinci olay ise muhafazakâr bir ilçenin belediye başkanı ile.
Fatih ilçesi Belediyesi ile de benzer sorunları varmış. Gelip sık sık mühürlerlermiş.
Aziz Zapsu, Fatih Belediyesi güreş takımının salonunda başkanla buluşmuş.
Orada da belediyenin güreş takımının ihtiyaçlarını karşılamışlar ve sorun çözülmüş.
Tabi bu satırları okurken, şu an Silivri’de görülen davaları düşündüm.
Buna benzer bir çok örneğin orada başkanlara rüşvet alma suçu olarak iddianamelere geçtiğini hatırladım.
Oysa bu uygulamalar, benim kendimi tanıdığım günden beri Türkiye’nin bütün belediyelerinde vardı.
Biz de Hürriyet olarak AKP’li Bağcılar Belediyesine buna benzer çok yardım yapmıştık.
Mağazadaki dağınıklık ve çöp iyi bir şey midir?
Kitapta mağaza işletmeciliği açısından ilginç gözlemler de var.
Aziz Zapsu’nun annesi bir gün üst Tarabya’da bir mağazadan şikayetçi olmuş.
“Çok dağınık ve pisti” demiş.
Zapsu gidip mağazayı görmüş, ama onun bakışı farklı.
Annemin gözlemi doğruydu. Yerde ayak izleri vardı, kutulan oraya buraya atılmıştı dedikten sonra devam ediyor:
“Ancak bu bizim her mağazamızda görmeyi umut ettiğimiz bir durumdu. Mağaza iş yapıyor, müşteri hareketi çok, elemanlar bir taraftan boşalan raflara kutuları yerleştiriyorlar, bir taraftan müşterilerle ilgileniyorlar.”
Bir de hatırasını aktarıyor:
“Rahmetli Sabri Ülker ‘Ben satışların durumunu yerdeki çöplerden anlarım’ dermiş.”
Demek ki, bir işletmecinin olaya bakışı, bir tüketicininkinden çok farklı.
Kitabın adı “Rağmen”; kime rağmen denmek isteniyor?
Dediğim gibi çok ilginç, çok samimi ve cesur dille yazılmış bir kitap.
Zaten kitabın adını “Rağmen” koyması cesaretini tüm anlamıyla anlatıyor.
Çünkü bu başlığı okuduğunda aklınıza gelen ilk soru şu oluyor: “Kime ve neye rağmen?”
BİM’lerin 31 yılı hangi yönetimde geçti?
BİM’lerin kuruluş hikayesi 1995’de başlıyor.
Demek ki, aradan geçen 31 yılın 7 yılı Erbakan/Çiller; Ecevit/Yılmaz/Bahçeli döneminde…
24 yılı ise AKP döneminde geçmiş…
Benim anladığım şu:
Demek ki “Herkese rağmenmiş.”
BİM’lerde her türden siyasi, ideolojik gazete ve dergi satışına izin vermemesinin nedeni de belki budur…
***
(*) Aziz Zapsu: “Rağmen; BİM’in Hikayesi”, Geo Plus, Şubat 2026