Türk Psikologlar Derneği’nin Avrupa Psikologlar Dernekleri Federasyonu’na yaptığı “İsrail” çağrısına “politik pozisyon almıyoruz” yanıtı
Türk Psikologlar Derneği (TPD), İsrail’in Filistin, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılarına ilişkin Avrupa Psikologlar Dernekleri Federasyonu’na (EFPA) eylem çağrısında bulundu. EFPA ise, çağrıyı “politik pozisyon almıyoruz” diyerek reddetti.Türk …
Türk Psikologlar Derneği (TPD), İsrail’in Filistin, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılarına ilişkin Avrupa Psikologlar Dernekleri Federasyonu’na (EFPA) eylem çağrısında bulundu. EFPA ise, çağrıyı “politik pozisyon almıyoruz” diyerek reddetti.
Türk Psikologlar Derneği ile Avrupa Psikologlar Dernekleri Federasyonu arasında yaşanan yazışma, uluslararası psikoloji camiasında dikkat çeken bir tartışmanın fitilini ateşledi. TPD, İsrail’in Filistin’de başlayan ve daha sonra Lübnan ile İran’a yayılan saldırılarına ilişkin EFPA’ya kapsamlı bir çağrı mektubu gönderirken, EFPA’dan gelen yanıt “politik pozisyon almama” gerekçesiyle sınırlı kaldı.
TPD tarafından kaleme alınan mektupta, psikoloji biliminin temelinde insan hakları, yaşam hakkı ve psikolojik iyilik halinin korunması olduğu vurgulandı. Mektupta, Ekim 2023’te Gazze’de başlayan saldırıların ateşkes süreçlerine rağmen devam ettiği, zamanla Lübnan ve İran’ı da kapsayan daha geniş bir boyuta ulaştığı ifade edildi.
Ateşkes sonrası süreçte İsrail’in saldırılarına devam ettiği belirtilen metinde, sivil kayıpların arttığı, insani yardımın engellendiği ve sağlık sisteminin hedef alındığı yönünde değerlendirmelere yer verildi.
TPD’nin mektubunda, sahada belgelenen ihlallerin ciddi boyutlara ulaştığı belirtilerek, sivil yerleşim alanlarının hedef alındığı, temel yaşam kaynaklarının zarar gördüğü ve sağlık altyapısının işlevsiz hale geldiği yönünde ifadeler kullanıldı.
Ayrıca, Filistinli mahkumlara yönelik uygulamaların psikolojik etkilerine dikkat çekilerek, bu durumun “toplu psikolojik terör” olarak nitelendirildiği aktarıldı.
Lübnan ve İran’daki saldırılara da değinilen mektupta, sivil altyapıların hedef alınmasının bölgesel ölçekte bir yıkıma işaret ettiği ifade edildi.
TPD, EFPA’ya gönderdiği mektupta şu başlıklar altında çağrıda bulundu:
“Psikoloji biliminin temsilcileri olarak, bu düzeydeki bir şiddetin nesiller arası onarılamaz travmalara yol açtığını biliyoruz. Sessiz kalmak, bu suçların meşrulaşmasına ve psikoloji mesleğinin evrensel etik değerlerinin çöküşüne izin vermektir. Bu bağlamda EFPA’yı;
*Ateşkesi ihlal eden İsrail’in bölge genelinde işlediği soykırım suçlarını ve sivil altyapı yıkımlarını en sert şekilde kınamaya,
*İnsan hakları ve yaşam hakkı ihlallerine temel teşkil eden Filistinlilere yönelik idam yasasının derhal iptali için uluslararası bir duruş sergilemeye,
*Lübnan ve İran’ı da kapsayan bölgesel yıkımın durdurulması için Avrupa kurumları ve BM nezdinde savunuculuk faaliyetlerini hızlandırmaya,
*Üye kuruluşları, savaşın ve soykırımın yarattığı derin ruhsal yıkıma karşı kolektif bir dayanışma ve onarım planı oluşturmaya davet ediyoruz.
EFPA: Siyasi pozisyon alamıyoruz
EFPA ise TPD’ye verdiği yanıtta, kurumun savunuculuk faaliyetlerinin Avrupa ile sınırlı olduğunu belirtti. Yanıtta, EFPA’nın aktivizm ya da siyasi pozisyon alma faaliyetinde bulunmadığı açıkça ifade edilerek, bu nedenle söz konusu gelişmelere ilişkin herhangi bir açıklama yapılmayacağı bildirildi. Bununla birlikte EFPA, konunun bilimsel çerçevede ele alınabileceğini ve psikologların kriz süreçlerindeki rolüne ilişkin çalışmaların sürdüğünü iddia etti.