İHD: LGBTİ+ sosyal medya figürlerine tutuklama ‘peşin ceza’ haline getirilmemeli
Son iki haftada LGBTİ+ sosyal medya fenomenleri Mika Raun Can ve Mükremin Gezgin’in tutuklanması, Murat Övüç hakkında 3 yıla kadar hapis cezası istenmesi, 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel hakkında dava açılması üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi LGBTİ+ Komisyonu yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada LGBTİ+’lara yönelik baskı, kriminalizasyon ve ‘yargı sopası ile susturma’ politikalarının son dönemde açık biçimde tırmandırıldığı ifade edildi. Murat Övüç hakkındaki iddianamenin hatırlatıldığı açıklamada “ayrımcı ifadelerle örülmüş iddianame anlayışı”nın terk edilmesi istendi .
“LGBTİ+’lar topluma ‘ibret’ olsun diye kriminal bir vitrine yerleştirilmektedir”
Söz konusu uygulamaların, LGBTİ+’ları caydırma ve sindirme siyasetinin bir parçası olduğu ifade edilen açıklamada özetle şu ifadeler kullanıldı:
“İktidarın ve ona yakın medya-siyaset çevrelerinin yıllardır ürettiği nefret iklimi; soruşturma, tutuklama, dernek kapatma ve cezaevi uygulamalarıyla kurumsallaştırılmak istenmektedir. Bugün bu coğrafyada yalnızca düşüncesini ifade eden, örgütlenen, görünür olan, ‘varım’ diyen LGBTİ+’lar; keyfi soruşturmalarla, ölçüsüz tutuklamalarla, aşağılayıcı iddianamelerle ve cezaevi koşullarında ayrımcı muameleyle karşı karşıyadır. Aynı baskı dalgası, özellikle görünür olan ve geniş kitlelere erişen LGBTİ+ sosyal medya figürleri üzerinden ‘gözdağı’na dönüştürülmektedir. Bu süreçlerde, masumiyet karinesi çiğnenerek kişiler daha yargılama başlamadan ‘sapkın’ gibi nefret diliyle hedef gösterilmekte; soruşturmalar birer medya teşhirine çevrilmekte; LGBTİ+’lar topluma ‘ibret’ olsun diye kriminal bir vitrine yerleştirilmektedir. Bu, caydırma ve sindirme siyasetidir.”
“LGBTİ+’lar hapishanelerde de ayrımcılık ve kötü muamele riskiyle karşı karşıya”
LGBTİ+’ların hapishanelerde de ayrımcılık, tecrit ve kötü muamele riskiyle karşı karşıya kaldıkları kaydedilen açıklamada, “LGBTİ+ mahpusların kimlikleri nedeniyle ayrı koğuşlara alınması, uzun süreli tecrit koşullarına itilmesi, sağlık hizmetlerine erişimde engellenmesi, ayrımcı disiplin uygulamalarına maruz bırakılması; Anayasa’nın eşitlik ilkesine (m.10), kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına (m.19) ve kötü muamele yasağına (m.17) açıkça aykırıdır. Hapishaneler, devletin ‘koruma yükümlülüğünün’ en yoğun olduğu yerlerdir; buna rağmen ihlallerin cezasızlıkla sürdürülmesi, yaşam hakkı bakımından ağır sonuçlar doğurmaktadır” denildi.
Açıklamada yetkililere ve yargı makamlarına şu çağrılar yapıldı:
-Defne Güzel hakkında açılan dava derhal düşürülmeli; LGBTİ+ örgütlenmesi ve hak savunuculuğu suç gibi gösterilmekten vazgeçilmelidir.
-Murat Övüç hakkında ayrımcı ifadelerle örülmüş iddianame anlayışı terk edilmeli; ifade özgürlüğü cezalandırılmamalıdır.
-Son dönemde gözaltına alınan ve tutuklanan LGBTİ+ sosyal medya figürleri bakımından masumiyet karinesi titizlikle uygulanmalı; tutuklama ‘peşin ceza’ haline getirilmemeli; kişi özgürlüğü keyfi biçimde kısıtlanmamalıdır.
-Hapishanelerde LGBTİ+ mahpuslara yönelik tecrit ve ayrımcı uygulamalara son verilmeli; Poyraz’ın şüpheli ölümü etkin, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı; sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır.