Köşe yazarları İBB iddianamesini nasıl değerlendirdi?

Köşe yazarları İBB iddianamesini nasıl değerlendirdi?

Köşe yazarları İBB iddianamesini nasıl değerlendirdi?
Yayınlama: 12.11.2025
4
A+
A-

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun da aralarında yer aldığı 105 kişinin tutuklu bulunduğu, İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturmasını tamamladı. 3 bin 700 sayfayı aşan, 402 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianamede, İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’ndan itibaren “sistem” kurarak, bu sistem sayesinde, önce İstanbul Belediye Başkanı seçildiği, ardından CHP’yi ele geçirdiği, ardından da CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak fon oluşturduğu belirtildi ve 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. “Ekrem İmamoğlu suç örgütü” adı verilen yapıda yer aldığı öne sürülen örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri ve örgüte yardım eden isimlerin, “suç örgütü kurma”, “suç örgütü yönetme”, “rüşvet alma”, “rüşvet verme” suçlarını işledikleri öne sürüldü. İddianamede, iş insanlarından para toplanmasına dayalı olduğu iddia edilen “sistem” için, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da sıkça kullandığı “ahtapotun kolları gibi” ifadesi dört kez kullanıldı.

İşte İBB iddianamesinin açıklanmasının ardından köşe yazarlarının yorumu…

“Tasfiye operasyonu!”

Halk TV yazar ve gazeteci Fikret Bila

“Bu bir tasfiye operasyonu. İktidar cumhurbaşkanlığı seçimini kazanma olasılığı yüksek olduğu için İmamoğlu’nu tasfiye edecek her yolu deniyor. Davalardan İmamoğlu’nu siyasetten tasfiye edecek bir mahkûmiyet çıkmazsa düşüncesiyle üniversite diplomasını iptal ederek işi garantiye almak istediler.

Aynı şekilde yine cumhurbaşkanlığı seçimini kazanma şansı yüksek olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a da gözdağı veriyorlar. İktidar, cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilmek için kendine göre yol temizliği yapıyor. Bu konuda kararlı.

Bu süreç anayasal bir hak olan seçme ve seçilme hakkının ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Tabii aynı zamanda seçmenin iradesi de yok sayılıyor. Ancak iktidar büyük bir yanılgı içinde. Bugün İmamoğlu’nun yarın Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığına engel olsalar bile bu iki ismi de siyaseten tasfiye etmeleri mümkün değil. Tarihte örnekleri olduğu gibi halk iradesi buna izin vermez. Zamanı gelince halk bu yasakları kaldırır. İki ismin de siyasette önünü açar. İki ismi de liderleştirir.”

Yazının tamamını okumak için . 

İddianamedeki ‘ahtapot’ detayı

Cumhuriyet yazarı ve gazeteci Barış Pehlivan

“İddianamede 8 bin 542 kez adı geçen Ekrem İmamoğlu için kullanılan bir kelime var: Ahtapot. Teze göre, Ekrem İmamoğlu liderliğinde olan ve iddianamede 7 bin 955 kez geçen “örgüt”, tıpkı “ahtapotun kolları” gibi yapılanmış. Rastlantı olduğuna inanmak zor; savcılığın biri hatalı olmak üzere 4 kez iddianamede kullandığı benzetme olan ahtapot kelimesini, daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan duymuştuk. Erdoğan geçen mayıs ayında “İstanbul’dan Türkiye’ye ve yurtdışına uzanan ahtapotun kolları bir bir deşifre oluyor” demişti Ekrem İmamoğlu için.

Savcılar özetle diyor ki…

İmamoğlu liderliğinde bir suç örgütü var. Suç işleyerek sermaye biriktiren bu örgüt, zenginleşmek dışında iki amaç taşıyor: Parayla CHP’yi ele geçirmek ve İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturmak.”

Yazının tamamını okumak için . 

“İddianamede ‘casusluk’ yok; peşin karalayıcıların köpüğü alındı”

Karar yazarı Akif Beki: 

“İmamoğlu, kampanyacısı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ’la bir kez de casusluktan tutuklanmıştı. İddianamenin içinde bu bağlam geçiyor. İmamoğlu’nun bir suç örgütü kurduğu iddia ediliyor ve yöneticileri arasına ilgili kişi Hüseyin Gün de konmuş. Fakat yazılı özette, İmamoğlu’nun doğrudan ve dolaylı ilişkilendirildiği tüm suçlar sıralanırken aralarında casusluk sayılmıyor. Başka iddianemeye ayrıldığı için mi yok, casusluk suçlaması yön ve nitelik mi değiştiriyor? Başsavcı’nın sözlü açıklamasına göre, casusluk iddianamesi ayrı yazılacak. Bu iddianamede, sadece kişisel verileri koruma kanunuyla ilgili ihlâl suçlaması ele alınıyor. Peşin karalayıcıların iki başlıktaki köpükleri en azından şimdilik alındı, diyebiliriz.

Hani şöyle yorumlayıp soranlar olmuştu: Osman Kavala; Gezi’den tutulamayınca darbe, o olmayınca casusluk, o da olmayınca yine Gezi’den tutuklanmış, diğerlerinden beraat ederken Gezi’den müebbet verilmişti. İmamoğlu’na casusluktan tutuklama da terör ve yolsuzluktan tahliyesine karşı bir tedbir olabilir miydi? Bu çağrışım ve çıkarsamaların altında bir varsayım yatıyordu. Bir suçtan tahliye olursa diğerinden çıkamasın diye, tedbir olarak başka suçtan tutukluluğun yedeklendiği varsayımı.”

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.