Naci Görür’den kritik açıklama: Marmara’da büyük deprem olacaktır, ekonomi durur ve bütün Türkiye diz üstü çöker; ne ekonomik ne siyasi bağımsızlığımız kalır

“Japonya’da adamın başına tabanca dayasan, zelzelenin aleyhine bir şey yaptıramazsın”

Naci Görür’den kritik açıklama: Marmara’da büyük deprem olacaktır, ekonomi durur ve bütün Türkiye diz üstü çöker; ne ekonomik ne siyasi bağımsızlığımız kalır
Yayınlama: 25.04.2025
8
A+
A-

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür, evvelki gün yaşanan 6,2’lik İstanbul sarsıntısına ilişkin olarak, “23 Nisan sarsıntısında küçük zelzele oldu. Bizim beklediğimiz zelzele bu değil. İstanbul bölgesinde, Marmara denizinde beklediğimiz büyük zelzele olursa kesinlikle bugünkü görüntüyü görmeyeceğiz. Bir yıkım göreceğimiz kesin. İstanbul’daki iktisadın, büyük ölçüde üretimin duracağı kesin. Ekonomi, üretim durursa İstanbul oturur yerine, bütün Türkiye diz üstü çöker. Ne ekonomik ne siyasi bağımsızlığımız kalır” dedi.

Görür, “Marmara’da büyük sarsıntı olacaktır. Bu sarsıntılar büyük sarsıntı olma mümkünlüğünü öne çekmiştir. Gerilim birikim alanını derinleştirmiş, çabuklaştırmıştır. Kumburgaz fayının kırılmamış 40 kilometresi hatta 50 kilometresi var. Kırılan 20 kilometrelik bir yer. Bu fayın birleştiği yerde Adalar yani 60 kilometre var. İki farklı yaklaşım yok. Milletin bilim dışı birtakım odaklanmalarını, telaffuzlarını bilimsel bir şey üzereymiş gibi söylemek anlamsız” açıklaması yaptı.

Prof. Dr. Naci Görür, Habertürk TV’de açıklamalarda bulundu. Görür’ün açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Marmara denizinde büyük Marmara sarsıntısı olacaktır”

Marmara denizinde büyük Marmara sarsıntısı olacaktır. Günün birinde olacaktır. Buradaki tansiyon dönemini biraz daha öne çekti. Tansiyonda değişiklik meydana getirdi. Görüşler ne zaman iki, üç, dört olur. ‘Ben bu türlü düşünüyorum’ demekle görüş çoğalmaz. Sokakta insanlara sarsıntıyla ilgili soru sor, 15 görüş çıkar. Sarsıntı biliminde görüş dediğinde, bir araştırma yaparsın, o araştırmanın künyesi vardır. Bilimin bir araştırma ünitesi vardır. Hangi prosedürlerle, nasıl yaptınız, hangi bilgileri topladınız? O bilgileri nasıl yorumladınız, sonuca vardınız? Bu sonuçları hangi uluslararası platformda tartıştınız ve hangi bilimsel mecmualarda yayınladınız, bu bahis ne kadar atıf aldı diye sorarlar. Bu olmadan ‘Ben bu türlü düşünüyorum’ demek görüş değildir. Benim nezdimde tek görüş vardır. Marmara’da büyük zelzele olacaktır. Bu zelzeleler büyük sarsıntı olma mümkünlüğünü öne çekmiştir. Gerilim birikim alanını derinleştirmiş, çabuklaştırmıştır. Kumburgaz fayının kırılmamış 40 kilometresi hatta 50 kilometresi var. Kırılan 20 kilometrelik bir yer. Bu fayın birleştiği yerde Adalar yani 60 kilometre var. İki farklı yaklaşım yok. Milletin bilim dışı birtakım odaklanmalarını, telaffuzlarını bilimsel bir şey üzereymiş gibi söylemek anlamsız. Bilimsel araştırmalara bağlı olarak bu türlü görüş yok. Varsa denir ki, şu şu araştırmalara göre durum budur.

1999 sarsıntısından sonra Marmara denizi hiç bilinmeyen karanlık denizdi. Bilimsel araştırma yoktu. 8 tane uluslararası gemiyle binlerce kilometrelik jeofizik, jeolojik, sismik çalışmalar yaparak 2 tane beşerli 1 tane insansız denizaltı gemileriyle Marmara’nın tamamını haritalamak kaydıyla çalışmalar yaptık. Marmara’nın kuzey kolu, Kuzey Anadolu’nun kuzey kolu 160 kilometre. Biri Adalar’ın güneyinden geçen 65 kilometre Adalar fayı. Bu kırılırsa 6’lar mertebesinde zelzele üretir. Kumburgaz kolu 75 kilometre. Yeşilköy ile Silivri açıklarına kadar uzanıyor. Bu kırılırsa en az 7.2 sarsıntı üretir. Adalar kolu ile bu kol birleşirse o zaman 7,5 sarsıntı beklenir. Tekirdağ fayı kırılmış dedik. Denizaltı resimledi, görüntüler çekti. Çok kırık taze duruyor. Daha yeni kırılmış alan gibi duruyor. 1776 yılında kırılmış olsaydı üzeri kapanır, belli ölçüde deforme olurdu. Bu 1912 Şarköy sarsıntısında kırılmış dedik.

“İstanbul oturur yerine, bütün Türkiye diz üstü çöker”

Kumburgaz ve Adalar fayı için tekerrür fayı dolmuş. En son 1766’da kırılmış. Üstüste eklersen bugünlere gelirsin. Marmara’dan korkmamız nedeni 6 şiddetinde değildi. 1999’da Marmaray’a dikkat diyen biziz. 1999 zelzelesi olduğu zaman Marmara’nın altı yüklendi dedik. Marmara’da açığa çıkan enerji Marmara’yı yükledi. 1912’de Şarköy zelzelesi Marmara’nın altını yükledi. Bir tarafta Şarköy bir tarafta Kocaeli. İkisinin ortasında Marmara var, zelzele var. Mutlak boşluk kesinlikle dolar. Bunu rahatlıkla diyebiliyoruz. Marmara kırılmak zorundadır. Kendimizi aldatmayalım. Beşerim ölmesin istiyorum. Bilimsel doğruları söylemek zorundayız. Bunun karşısında görüş varsa gelsin koysun önüme bilgileri. Uluslararası yüksek mecmualardan geçmiş olmalı ki, şapka çıkartayım. Bilimsel bir bahiste görüş serdetmek bu türlü olmaz. Uluslararası ölçütü var.

23 Nisan sarsıntısında küçük zelzele oldu, herkes rahatladı. ‘Hiçbir şey yıkılmadı’ dendi. Bizim beklediğimiz sarsıntı bu değil. 3 milyona yakın takipçim var. Havayı alıyorum. İstanbul bölgesinde, Marmara denizinde beklediğimiz büyük sarsıntı olursa kesinlikle bugünkü görüntüyü görmeyeceğiz. Bir yıkım göreceğimiz kesin. İstanbul’daki iktisadın, büyük ölçüde üretimin duracağı kesin. Ekonomi, üretim durursa İstanbul oturur yerine, bütün Türkiye diz üstü çöker. Ne ekonomik ne siyasi bağımsızlığımız kalır. Bir İstanbul zelzelesi olduğu zaman beşerim ölmesin istiyorum. Can güvenliğimi istiyorum. Pekala nasıl yapacağım? Benim İstanbulumu ve bütün kentlerimi zelzele dirençli yapın. Büyük sarsıntı olduğu zaman asgarî hasarla bu zelzelesi atlatsın. Biri Türkye’de 53 bin ölü biri Tayvan’da 13 ölü. O da tesadüfen ölü. Büyük sarsıntı oluyor günlük ömür değişmiyor. Nasıl zelzele dirençli İstanbul’u yapabiliriz, bunu konuşmalıyız.

“Japonya’da adamın başına tabanca dayasan, sarsıntının aleyhine bir şey yaptıramazsın”

Bilimin doğruları değişmez. Bilim net olarak söyler. İstanbul yahut herhangi kenti zelzele dirençli yaphmak istersen. Birincisi yönetimi zelzele dirençli hale getireceksin, halkı, altyapıyı sarsıntı dirençli hale getireceksin. Yapı stokunu, eko sistem ve çevreyi, ekonomiyi zelzele dirençli yapacaksın. Yani 6 bileşeni sarsıntı dirençli yapacaksın. Devlet bana yol, köprü, baraj, fabrika az yapsın. Vakti gelince çoğaltırız. Önce can güvenliğimi sağlasın. Sayın Bahçeli de ‘beka sorunu depremdir’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanı ve bakanımız da o denli dedi. Bir Afet Bakanlığı kurulsun, Türkiye’nin bütün kentlerini sarsıntı dirençli hale getirmeye soyunsun. 10 senede yapsın, 25 senede yapsın. Yalnızca İstanbul’u değil bütün Türkiye’yi 20 senede zelzele dirençli rahat rahat yaparız. Havaalanı, yol, köprü az yapalım. Filan bütçeye 3 lira verirken sarsıntıya 5 lira verelim. Çoluk çocuğumuzun kuşağını garanti altına alalım.

Marmara’da Bizans’ta, Osmanlı’da olmuş, şimdi de olacak. Benim jenerasyonum sarsıntıda ölmemeli. Tayvan, Amerika, Japonya, Hindistan, Çin, İtalyan başarmış. Biz unutacak olsak hükümet, devlet, belediye mekanizmayı kurup yavaş yavaş yapacak bu işi. Gücümüzün yettiği kadar yapacak, yavaş yavaş yapacak ama non stop yapacak. Sarsıntıya İstanbul’u yahut bir kenti hazırlamak masa başında olmaz. Sokağa inin ve 24 saat çalışılmalı. Başlangıçta paraya pula gereksinim yok. Sokağa inip çalışmak var.

Japonya’da adamın başına tabanca dayasan, zelzelenin aleyhine bir şey yaptıramazsın. Mümkün değil. Halkı eğitmek lazım.

 

 
 
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.