Gazeteci Fethi Yılmaz, Radyo Sputnik’te yayınlanan Yazı- Yorum programında tutuklanan 301 gencin durumu hakkında konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonun akabinde başlayan hareketlerde gözaltına alınan akabinde tutuklanarak cezaevine gönderilen 301 gencin tutuklanması hakkında siyasal manada farklı noktalarda duran avukatlar da dahil altı avukatla görüştüğünü belirten Fethi Yılmaz, “görüştüğüm hiçbir avukat bu tutuklamaları savunmadıklarını belirtti” dedi.
Yılmaz, bu mevzu ile ilgili şunları söyledi:
‘İnsana verilen en büyük ceza özgürlüğünün elinden alınmasıdır’
Cezaevlerinin dolu olduğundan söz eden Yılmaz, şöyle konuştu:
Cezaevleri de tıklım tıklım dolu. Adalet Bakanlığı’na bağlı Cezaevleri Tevkif Konutları Genel Müdürlüğü’nün raporlarında da cezaevlerinin ne kadar dolu olduğu yazıyor. Cezaevleri dolu olduğu için insanlar yerlerde yatmak zorunda kalıyorlar. Beşere verilen en büyük ceza özgürlüğünün elinden alınmasıdır. Cezaevine koyuyorsunuz, özgürlüğünü elinden alıyorsunuz. Orada hiç olmazsa insani şartları sağlamakta yükümlüsünüz. Yatacak yer verilmesi gerekiyor. İnsanlar yerlerde yatıyor ve bu sadece bugünün sorunu değil. Cezaevlerinde aylardır kontenjanın çok çok üstünde tutuklu ve hükümlü sayısı var. Gençler biraz da cezaevinde yatan 301 genç için “boykot” daveti yapmaya başladılar. Daha sonra Özgür Özel de bu davetlere destek verdi ve “boykot” genişledi.
Tutuklanan gençlerden mesaj
CHP milletvekili Utku Çakırözer’in Metris cezaevinde tutuklu bulunan gençlerin bildirilerini yayınladığını söyleyen gazeteci Fethi Yılmaz, tutuklu bulunan gençlerin iletilerini aktardı. Yılmaz’ın aktardığı iletiler şu şekilde:
Yusuf Başyiğit: “23 yaşındayım, Esenler’de depoda çalışıyorum. Aksaray tramvay durağında gözaltına alındım. Polis darp etti, Vatan Emniyet’te kötü muamele gördük. Tuvalet yasağı bile getirdiler. Koğuşta 10 kişi kalıyoruz. Birimiz yerde yatıyor.”
Azad İzci: “23 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi öğrencisiyim. Tramvay durağında gözaltına alındım. Demokratik gösteri temel hakkımız. Evrak diye gösterdikleri tek şey gözaltına aldıktan sonra ellerim kelepçeli fotoğrafım. Gözaltı mühletince güya intikam alınır benzeri muamele gördük.”
Araz Denizcioğlu: “Üniversite öğrencisiyim. Saraçhane’de yoktum. Tramvayın içinden polis tarafından çıkarıldım. Hızıma yumruk yedim. Tekmelediler. Karşıt kelepçe ile 3 st geçirdim. Basın gelince duruyorlar gidince dövüyorlardı.’’
Ömer Çelebi: “Özgür Özel’i dinledikten sonra ayrıldım. Miting bitince polise metronun yolunu sordum. 20 metre sonra gözaltına alındım. Kanıt olarak gösterilen tek fotoğrafım polisin gözaltına aldığı an. Onlar da biliyor pak olduğumuzu. Hâkim tutuklama kararımızı açıkladıktan sonra kaçarcasına ayrıldı salondan. Yalnız olmadığımızı bilmeye gereksinimimiz var.”
Serhat Yağmur: “Esenyurt’ta emekçiyim. Saraçhane’den bir grup koşuyordu. Polis onlara doğru gidiyordu. Grubu uyardım oraya gitmeyin diye. Ardımda polis varmış, beni yaka paça aldılar. Darp edildim ve polis hakaret etti.’’
Burak Yıldız: “18 yaşındayım. Markette çalışıyorum. Pazartesi günü Saraçhane’den ayrılıp eve döndüm. Şafak operasyonu ile konuttan gözaltına alındım. Tamamen hukuksuz bir tutukluluk yaşıyoruz. Biz yatarız çıkarız. Kâfi ki dışarıdakiler dirensin.”
Yusuf Efe Aktaş: “Kent Üniversitesi’nde öğrenciyim. Bir kafede çalışıyordum. Saraçhane’ye her gün gelebilmek için işimden ayrılmak zorunda kaldım. Çarşamba akşam 20.00 benzeri gözaltına alındım. Gözaltı sırasında bana 3-4 yumruk atıldı. Karakolda da yemek yoktu. Şimdi kıyafet, çorap alamadık. Kantin de kapalı.”
301 gencin tutuklanmasına ilişkin konuşan Yılmaz, sözlerini şöyle noktaladı: