Ertuğrul Özkök: Seçim sabahı, ringde dayak yemiş bir ağır sıklet boksör benzeri utanç içinde uyandım

Sanki Erdoğan 1 Nisan sabahı nasıl uyanmıştır?

Ertuğrul Özkök: Seçim sabahı, ringde dayak yemiş bir ağır sıklet boksör benzeri utanç içinde uyandım
Yayınlama: 20.06.2024
16
A+
A-

Bayram Yazısı

Bir akşam önce sandıklardan gelen seçim sonuçları, onun için tam bir şoktu.

Girdiği son başkanlık seçimini kazanmıştı.

Ama partisi bir gün önce yapılan ara seçimlerde hiç beklemediği bir mağlubiyete uğramıştı.

Güçlü başkan o gece pek huzurlu uyuyamadı.

Partisi seçimde yenilen başkan sabah nasıl uyandı?

Sabah uyandığında ne halde olduğunu kendisi motamot şöyle anlatıyor:

“O sabah yorgunluk, acı, öfke ve utanç karışımı bir his ile uyandım. Ringde iyi dayak yemiş bir ağır sıklet boksör üzereydim. En acısı da medyadaki yorumlardı. ‘Halkın bilgece karar verip oy kullandığını’ ima ediyorlardı.”

Acaba Erdoğan 1 Nisan sabahı nasıl uyanmıştır?

Bunları okurken kendi kendime soruyordum.

“Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart seçiminin sonraki sabah sahiden bu türlü bir his ile uyanmış olabilir mi?”

Düşünün, 22 yıldır girdiği bütün seçimleri kazanmış güçlü bir siyasetçi…

Ve kazandığı 10 ay sonra bir öteki gece sandıklar açılıyor ve partisi kimsenin beklemediği bir hezimete uğruyor.

Böyle bir siyasetçi bu türlü bir seçimin sonraki sabah nasıl bir ruh haliyle uyanır sizce?

CHP’liler dışarda kutlama yaparken insan nasıl uyur?         

Cumhurbaşkanı Erdoğan nasıl uyanmıştır bilmiyorum.

Bir gece önce Cumhuriyet Halk Partililer kutlama yaparken kendi partisinde büyük şaşkınlık yaşanıyordu.

Ama ABD Başkanı Obama, 2010’da yapılan kısmi seçimlerde Demokratların aldığı hezimetten sonra sonraki sabah işte bu mood’da uyandığını, sözü sözüne bu türlü ifade ediyor:

“Ringde kötü dayak yemiş bir ağır sıklet boksör gibiydim…”

Bayramın ilk ve ikinci günü, ABD’nin eski Başkanı Barack Obama’nın 2020’de çıkan hatıra kitabını biraz gecikme ile okudum.

Çok samimi ve kendini hiç saklamayan, esirgemeyen, kollamayan bir cüretle yazıldığı için de büyük keyifle okudum.

Seçim mağlubiyetinden sonra Air Force One uçağının hali

2010 yılında Demokratların aldığı ağır mağlubiyetten sonra Japonya’nın Yokohoma kentinde yapılan G 20 toplantısına gidiyor.

Seçimler 2 Kasım 2010’da yapılmış ve Obama bunun çabucak ertesinde G 20 toplantısı için uçuyor.

Air Force One uçağındaki 10 stlik seyahati da işte o sabahın tesiriyle anlatıyor.

Uçakta durum şuymuş:

“Michelle öndeki kabinde uyuyordu. Valerie toplantı salonunun yan tarafındaki üzerine yatmıştı. Danışmanların çoğu yere uzanmıştı…

Bense bir türlü uyuyamıyordum.”

Böyle bir sahneyi A 330 uçağında asla hayal edemezsiniz.

Çünkü lakin Demokrat Partili bir liderin uçağında bu türlü sere serpe bir sahne mümkün olabilir.

Unutmak için danışmanlarla 10 dolarına kağıt oynuyor

İşte bu ruh halinde zaman geçirmek için birkaç danışmanı ile 10 dolarına kağıt oynamaya başlamış.

“Ama konsantrasyonum sıfırdı” diyor.

İkinci elden sonra danışmanı, “Bu oyunda desteyi değiştiriyoruz, zira bunlar bize baht getirmedi” diyor.

Seçim mağlubiyetinden sonra bile kibirli bir hava vermiştim

İşte uçakta bu türlü bir ruh halinde kaybedilen seçimin kendince analizini de yapıyor.

“Uyguladığım Obamacare sağlık garantisi siyaseti yanlıştı. Clinton’ın yıllar önce terk ettiği siyasetleri uygulamakta ısrar etmiştim.”

diyor.

Arkasından gelen cümle ise siyasette vicdanen doğru olanı yapmakla, siyasetin gereğini yerine getirmek arasındaki trajik çelişkiyi çok hoş anlatıyordu.

“Ama” diyordu, “20 milyon beşere sağlık sigortası imkanı veren bu kanunu çıkardığıma pişman değilim…”

Evet, o hezimet denilebilecek seçimin sonraki sabahı, dünyanın en büyük süper gücünün başındaki insan işte bu türlü bir ruh halindeydi.

Ve yaptığı muhasebe de buydu…

Yenilen boksör yenildiğini asla itiraf etmemeli mi?

O nedenle ben de şunu merak ettim.

Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart seçiminin sonraki sabah nasıl bir ruh haliyle uyanmıştır?

Ve bu türlü bir vicdani ve siyasi muhasebe yapmış mıdır?

Yoksa, yıllar önce Demokrat Partili senatör Harry Reid’in Obama’ya verdiği şu tavsiyeyi mi uygulamıştır:

“Biliyor musun Barack, ben küçükken boks oynadım. İki şeyi çok iyi öğrendim. Yumrukları savuşturmayı ve yenilgiyi asla itiraf etmemeyi…”

Böyle bir sorunun yanıtını Cumhurbaşkanı’nın A 330 uçağının içinden beklemeyecek kadar gerçekçiyim şüphesiz.

Acaba kendisi bir gün Obama benzeri bu türlü yenilgi gecesinde neler düşündüğünü anlatabileceği bir kitap muharrir mı…

Başkan adayı için uzun bacaklı solcu kızları etkileme taktiği

“Tabii kitapta en sevdiğin kısım hangisiydi?” diye sorarsanız karşılığım banko şu olacaktır:

“Bir Cumhurbaşkanı adayı uzun bacaklı solcu hoş bir kızı etkilemek için hangi kitapları okumalı?”

Abartmıyorum.

Obama anılarında bunun formülünü de veriyor.

Yani kendi formülünü.

Siyah giyinmiş biseksüel kızı etkilemek için Foucault okumalı

Kitaptan motamot aktarıyorum:

(*) SOLCU KIZLAR İÇİN: “Benimle aynı binada kalan uzun bacaklı hoş solcu kızla sohbet ortamı yaratmak için Marcuse ve Marx’ı okudum.”

(*) BANA YÜZ VERMEYEN SOSYOLOJİ ÖĞRENCİSİ İÇİN: “Bana hiç yüz vermeyen sosyoloji öğrencisi hoş kızla bağlantı kurabilmek için Frantz Fanon ve şair Gwendolyn Brooks’un kitaplarını tercih ettim.”

(*) SİYAH ELBİSELİ BİSEKSÜEL KIZ İÇİN: “Hep siyah elbiseler giyen biseksüel genç kızı etkilemek için Michel Foucault ve Virginia Wolf’un kitaplarını okudum.”

(*) VE ACI İTİRAF: “Genç kızları etkilemek için takındığım bu entelektüel haller hiç kâfi değildi. Bu sayede yalnızca çok iffetli arkadaşlıklar kurabildim.”

Çok samimi ve sempatik sözler değil mi…

Bunu da lakin demokrat bir başkan yapabilir.


Bu üç adam aynı ste niçin bakıyor?

Obama’nın kitabından bir de çok düşündürücü bir fotoğrafı aktarayım.

1 Eylül 2010 günü Washington’da White House’ın Blue Room’unda çekilmiş.

Karede bugünün kaidelerinde artık bir araya gelmesi mümkün olmayan 4 kişi görüyoruz.

ABD Başkanı (Obama), İsrail Başbakanı Netanyahu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek.

Fotoğrafta dikkatimizi çeken bir şey var.

İsrail, Filistin ve Mısır başkanları aynı anda stlerine bakıyorlar.


Dönemin ABD Başkanı Obama ile dönemin Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ile İsrail Başbakanı Netanyahu ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas

“İftar sti geldi mi?” diye bakıyorlarmış

Aradan 14 yıl geçmiş unutmuşum.

“Neden ste bakıyorlar?” diye merak ettim.

O gün Ramazan’mış ve Beyaz Saray’daki akşam yemeği iftar stine göre ayarlanacakmış.

Obama o anı şöyle anlatıyor:

“O gün Ramazan’dı ve biz masaya oturmak için iftar stinin gelmesini bekliyorduk…”

İnsanların birbirlerinin inançlarına hürmet stleriyle konuştuğu bir dünyadan, yalnızca silahların konuşabildiği bir dünyaya gelmişiz.

Fotoğrafa uzun uzun baktım.

“Neler oluyor” müziğini mırıldanmaktan öteki bir şey aklıma gelmedi.

***

(*) BARACK OBAMA: “A Promised Land”, Crown, 2020 (Kitabı Fayard tarafından yayınlanan ‘Une Terre Promise” isimli Fransızca çevirisinden okudum.)

 

 

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.