“Bu işte bir yanlışlık var, bir defa mevcut anayasaya bile uymayan bir iktidarın “Yeni anayasa masalı” anlatması, sözün tam manasıyla trajikomik bir durumdur”
Karar yazarı Mehmet Ocaktan gündemden düşmeyen yeni anayasa davetlerini köşesine taşıdı. Yeni anayasanın özgürlükçü ve sivil olması halinde her bölümün olumlu karşılayacağını söyleyen Ocaktan iktidarın mevcut anayasanın hükmettiği ve uymadığı Can Atalay ve Osman Kavala benzeri kararlarını hatırlatarak, “Bu işte bir yanlışlık var, bir defa mevcut anayasaya bile uymayan bir iktidarın “Yeni anayasa masalı” anlatması, sözün tam manasıyla trajikomik bir durumdur.” dedi.
Yeni anayasa davetlerinin yanında iktidarın AYM’nin iki defa hak ihlali kararı vermesine karşın hala mahpusta tutulan ve milletvekilliği düşürülen Can Atalay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının anayasada bağlayıcılığı olduğu yazmasına karşın AİHM’in Osman Kavala ile ilgili verdiği “Derhal serbest bırakılsın” kararının hala uygulanmadığını hatırlattığı “Anayasa masalını bırakıp önce AİHM’nin Kavala kararına uyalım” başlıklı köşe yazsının ilgili kısmı şöyle:
“Bu işte bir yanlışlık var, bir defa mevcut anayasaya bile uymayan bir iktidarın “Yeni anayasa masalı” anlatması, sözün tam manasıyla trajikomik bir durumdur.
Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Anayasa Mahkemesi iki defa “Hak ihlali” kararı vermiş olmasına karşın, millet iradesiyle seçilen Can Atalay’ın vekillik hakkı gasp edilmiştir ve haksız yere cezaevinde tutulmaktadır.
Dahası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala ile ilgili verdiği “Derhal serbest bırakılsın” kararı hala uygulanmamaktadır. Halbuki anayasamızın 90. Unsurunda 2004 yılında değişiklik yaparak AİHM’yi iç hukukumuzun bir kesimi haline getirdik. Yani kendi anayasamızın tanıdığı AİHM’yi bile tanımıyoruz.
Hal böyleyken iktidarın ‘özgürlükçü’ anayasa telaffuzunu inandırıcı bulmak ne yazık ki pek mümkün gözükmüyor.
Ama her şeye karşın, ihtiyatlı bir optimistlik içinde olmakta fayda var. Kim bilir belki de iki parti arasındaki ‘yumuşama’ havası, demokrasi için yeni bir umut sürecini başlatabilir.
Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, CHP lideri Özel’le yaptığı görüşmeden sonraki Cuma namazı çıkışında “Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum. Bu adımı da atacağız”şeklindeki sözleri, nitekim bir ‘hukuk devleti’ne dönüşe de işaret ediyorsa, tahminen de hala demokrasi konusunda bir umut var demektir.”