“2024 yerel seçimi öncesinde şahit olduklarımız, giderek 1989 yerel seçimi öncesini andırmaya başladı”
*Fehmi Koru
Depremin üzerinden tam bir yıl geçmiş…
Televizyonlar -özellikle muhalif olanlar- sarsıntı mahallinden daima yayın yapıyorlar ve görüntünün ilk günlerden bu yana pek az değiştiği görülüyor.
Çadır sefaleti bitmiş, çoklukla prefabrike yapılarda kalıyor depremzedeler; lakin kış koşulları yüzünden şikayetler oldukça fazla. Verilen sözlerin tutulmadığı ortak şikayet konusu.
Anlaşılan vt edilen mesken sayısının çok altında teslimat yapılabiliyor. Onda biri kadar…
Muhalif kanallar ne olacak, yaşananları diğer türlü verecek değillerdi ya…
Tam bu türlü düşünüyordum ki, AK Parti genel başkanı sıfatı da bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, partisi tarafından Hatay’da düzenlenen aday tanıtım toplantısında, hiç söylenmeyecek sözler sarf ettiği duyuldu.
Dediği şu: “Merkezi idareyle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa, o kente herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı.”
Hatay o denli de ya Adıyaman ve Kahramanmaraş
Belediye başkanı CHP’li ya, o sebeple, zelzele sonrası ayağa kalkma konusunda Hatay garip kalmış oluyor…
Muhalif kanalların aktardığı görüntüler ve uzatılan mikrofonlarına depremzedelerin dillendirdiği şikayetler, demek ki, abartılı değilmiş…
Yerinden yapılan yayınlarda zelzele gören vilayetlerin garip bir manzarası vardı; Cumhurbaşkanı Erdoğan da, sarsıntıdan bir yıl sonra gittiği Hatay’da konuşurken, o ilimiz için ‘garip’ sıfatını kullanmış işte…
Peki de, Hatay dışındaki zelzeleye uğrayan diğer 10 ilde durum çok mu farklı?
Ekranlara yansıyan imajlara bakılırsa ortada çok farklı saymayı gerektirecek bir durum yok…
Kahramanmaraş.. Adıyaman… Bu iki vilayetten yapılan yayınlarda da Hatay’daki imgelerin birebiri vardı; meğer bu iki vilayetimizin belediye başkanları, AK Parti iktidarı boyunca, hep iktidar partisinden seçilmişlerdi…
Onlar da ‘garip’, buna ne diyeceğiz?
Hatay’ın, belediye başkanı CHP’li olduğu için, garip kalması gerekmiş, Kahramanmaraş ve Adıyaman’ın suçu ne?
Daha da değerlisi şu: Geçtiğimiz mayıs ayında yapılan genel seçimde Cumhur İttifakı, cumhurbaşkanlığı seçiminde de Tayyip Erdoğan, rakiplerinden çok daha fazla oy aldılar Hatay dahil sarsıntı bölgesi olan 11 ilde…
Nitekim, prefabrike konutu önünden ekranlara konuşan bir Hataylı kadın, “Üstelik cumhurbaşkanına oy da verdik” diyordu.
İlk defa olmuyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından çıkan üstte aktardığım cümleyi muhalif politikler ‘itiraf’ olarak değerlendiriyorlar.
Partizanlık itirafı olarak…
Bu yerel seçim, her geçen gün, biraz daha 1989 yerel seçimine benziyor.
O seçime kadar ülkeyi Turgut Özal’ın Anavatan Partisi (ANAP) yönetiyordu. Ülkenin dört bir yanındaki çabucak bütün çok önemli vilayetlerde de ANAP’lı belediye başkanları iş başındaydı.
İlk defa o seçimde, herhalde kendisine ve partisine çok güvendiği için olacak, Özal, merkezi yönetim ile yerel idarenin aynı partide olmaması halinde o durumdaki kent ve ilçelerin hizmette geri kalacağını öne çıkartan bir reklam kampanyası yürütmüştü.
“Bize oy vermez ve öbür partiden birini belediye başkanı seçerseniz, garip kalırsınız” manasına gelen bir kampanya…
Ne sonuç verdiğini merak ediyor musunuz o çeşit kampanyanın?
ANAP o seçimi açık ara farkla kaybetti.
İstanbul ve Ankara’nın ANAP’lı ünlü iki belediye başkanı Bedrettin Dalan ile Mehmet Altınsoy koltuklarını Nurettin Sözen ile Murat Karayalçın’a terk etmek zorunda kaldılar.
Daha berbatı, tadılan yenilgi o seçimle sınırlı kalmadı, iki yıl sonra yapılan genel seçimde ANAP iktidarı da kaybetti.
SHP 1989 seçiminde “Bir beş yıl daha limon benzeri sıkılmayın” sloganıyla iktidara son verme daveti yapmıştı.
Hiçbir seçim baş başa öbür bir seçime benzemez, ama daha önce de söylemiştim, 2024 yerel seçimi öncesinde şahit olduklarımız, giderek 1989 yerel seçimi öncesini andırmaya başladı.
İki seçim arasında üstelik zelzele benzerliği de yok.
Belki de ben yanılıyorumdur.
*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.